Geçmiş, bizim müzmin yalnızlığımızla ilgili
Geçmiş, hep yalnızlıkla ilgili bir şeydi. Bir bakın müzelere...
Hâlâ öyle değil mi?
Tamamlanmış ya da yarım kalmış ama her halükârda geride bırakılmış şeyler, solgun siyah-beyaz fotoğraflar gibi. Eski, kırık dökük, onarılmış bazıları güya...
Sesleri çıkmaz. Gülen yüzler bile aslında artık fazlasıyla keder yüklüdür. Her şey artık ölü bir anıdır.
Onun için geçmiş, her zaman yalnızlıkla ilgilidir.
Aşk da öyle muhakkak…
Yalnızlıkla ilgili.
Mutlak vuslatın olmadığı, herkesin ve her şeyin sürekli eskidiği, yıprandığı, ayrıldığı, parçalandığı, yalnızlaştığı bir dünya…
Bu çok fena!
★★
Kitaplar, diller, sokaklar, parklar, parklardaki banklar, bankların yanı başındaki lambalar…
Hepsi yalnızlıkla ilgili şeylerdir.
Biri gelir yanınızdan geçer, biri duraklar ve oradaki ağacın gölgesine bakar, sonra bir şeyler söyler, bir havuz fıskiyesi küflenir ve sözcüklere bezenir, sonra su akar, havuzlar dolar, boşalır, sonbahar gelir…
Çocuklar, havuz kenarlarını çoktan terk etmiştir.
Ve yani bütün mevsimler yalnızlaşmayla ilgilidir.
★★
Aslında herkes ve her şey........
