menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müsadereden Kâht-ı Ricale

18 0
07.10.2026

Osmanlı döneminde görevli bir memur usulsüzlük yaptığında onun tüm mal varlığına el konulmasına ve görevinden uzaklaştırılmasına “müsadere” usulü denilmekteydi. Aynı zamanda devlete isyan eden kişilerin de mal varlıkları müsadere edilmekteydi. Bu uygulama II. Mahmut döneminde kadar sıklıkla devam etmiş, II. Mahmut ile birlikte hafifletilmiş, Tanzimat ile birlikte insanların can ve mal güvenlikleri emniyete alınmıştır. 

Caydırıcılığı bakımından İlk başlarda müsadere usulü kabul edilebilir bir durum olmasına rağmen bu uygulama zamanla çok büyük mağduriyetler oluşturmuş, bir kişinin yapmış olduğu küçük bir hata nedeni ile daha önceden kazanılmış tüm helal mallara el konulması ailelerde çok büyük yıkımlar oluşmuştur.

Müsadere sistemi büyük bir risk teşkil etmekteydi. Zengin, kültürlü aileler, bir kişinin yapabileceği bir hatadan dolayı ailenin tüm mal varlığına el konulmasını istememiş, bu nedenle çocuklarının devlet kademesinde görev almasına karşı çıkmışlardır. Bu da beraberinde o “kâht-ı rical” denilen devlet hizmetinde görev alacak kaliteli, kendini yetiştirmiş insanların kıtlığına sebep olmuştur.

Demokratik düzene geçiş Batı’da ilk başlarda düalist bir yapı oluşturmuştur. Tanrının kudretini taşıyan Papa’nın kılıcı ile halkın gücünün temsilcisi olan kralın kılıcı otorite çatışmasına girmiş, güç krala doğru yöneldikçe kral da otoritesini artırmak için manevi kimlik takınmaya başlamıştır.

Böylece Batı’nın siyasal düşünce sistemi de iki kılıç üzerinden şekillinmiş,  bu iki kılıcın birisi kiliseyi,........

© Pusula Gazetesi