ABD, İSRAİL-İRAN SAVAŞININ EKONOMİK YANSIMALARI-2
Bu genel değerlendirmelerden sonra, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD heyeti ile İran heyeti arasında müzakerelerin devam ettiği süreçte ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının önemli boyutlarda ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlarına bakalım.
Her şeyden önce, yaşanan savaşın petrol ve doğal gaz taşıma güzergâhında (Hürmüz Boğazı) ve dünyanın üçüncü enerji potansiyeline sahip İran ile yapılıyor olması petrol fiyatlarını beklenmedik düzeylere çıkaracaktır. Bu yazının hazırlandığı saatlerde 85 dolar civarında olan Brent Ham Petrol varil fiyatı, savaşın uzamasıyla 150 dolar ve üzerine çıkacaktır. Bu durum, 2008 Mortgage Krizi sonrası tam bir istikrar yakalayamayan ve 2020 yılındaki Covid 19 salgınıyla da derinleşen ekonomik sorunların daha şiddetlilerinin yaşanmasını tetikleyecektir.
Hürmüz Boğazı’nı İran’ın kapatması, günde 21 milyon varil petrolün (İran’ın payı 1,8 milyon varildir) ve 306 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğalgaz akışının durması demektir ki, bunun ekonomik yansıması petrol fiyatlarının, altın ve gümüş fiyatlarının beklenmedik düzeylere çıkması (örneğin, Türkiye’de altının gramının kısa sürede 10 bin TL’ye çıkması gibi) ve dünya borsalarında hızlı düşüşler yaşanmasına sebep olacaktır. Henüz savaşın uzun süreceği net olmadığı için piyasaların tepkisi ihtiyatlı olmaktadır. Eğer savaş bir yıl ve daha uzun süre devam ederse, dünya enflasyon ve işsizliğin birlikte yaşanmasını ifade eden “stagflasyon” yaşayacaktır.
Yükselen enflasyon faiz artırımlarını gerektirecek, bu ise yatırımlarda ve dolayısıyla üretimde düşüşle sonuçlanacaktır. Üretim daralması işsizliği doğuracak ve böylece “sefalet endeksi” denilen ve işsizlik ve enflasyonun toplamından oluşan endeks yükselecektir. Daha açık deyişle, toplumsal sefalet artacaktır.
Bilindiği gibi, Çin toplam petrol ve doğalgaz ihtiyacının %50’ye yakın kısmını İran’dan karşılamaktadır. Hürmüz Boğazının kapatılması dünya petrol fiyatlarının artırmasına paralel olarak, Çin’in de üretimini ve tedarik zincirini olumsuz etkileyecektir. Bu durum enflasyonun yükselmesine ilave katkılar yapacaktır.
Yaşanabilecek bir diğer etki ABD üzerinedir. Eğer İran’ın dayanma gücü yüksek olur veya ABD’ye ciddi düzeyde askeri zayiatlar verdirirse, dolar ve euro’dan kaçış başlar ve ABD ekonomisi çökme tehlikesi yaşar. ABD’nin İran’a saldırmasının altında yatan sebeplerden birinin de İran’ın son zamanlarda dolar yerine Ruble, Yuan gibi paralar veya altın ile ticareti tercih etmesidir. Bu uygulama hem alternatif bir örnek teşkil etmekte hem de dolara güveni azaltmaktadır.
Petrol fiyatlarındaki artış en çok da Türkiye’yi etkileyecektir. Çünkü Türkiye petrol açısından %80 civarında dışa bağımlıdır. Son yıllarda 70 milyar dolarlık enerji ithalatı yapılmaktadır. Petrol fiyatlarının yükselmesi Türkiye’nin enerji ithalatı maliyetini 100 milyar doların üzerine çıkaracaktır. Böylece, yüksek fiyat ile petrol alımı uzun yıllar Türkiye ekonomisi için ana sorun olan cari açığı artıracaktır.
Savaşın Türkiye ekonomisine olumsuz yansımalarından birisi de Turizm sektörü üzerinden olacaktır. Türkiye, turizm gelirleri ile cari açığının %50-60’ını finanse etmektedir. Turizm gelirlerindeki düşüş cari açık problemini artıracaktır.
Dünyadaki gelişmelere göre Türkiye de faizleri artırmak zorunda kalabilir. Bu durum, reel sektörü olumsuz etkileyerek yatırımlarda düşüş ve işsizlik artışı ile sonuçlanabilir. Yine savaşın başlangıcında kurlarda ciddi bir değişim yaşanmamaktadır. Ancak savaşın uzaması durumunda kurlarda artış yaşanırsa, Türkiye ekonomisi açısından kur artışına bağlı enflasyon artışı yaşanır ve döviz sıkıntısı ortaya çıkabilir. Bu durumlar, yatırım azalışı, büyümede yavaşlama, risk priminde artış, kısacası hayat pahalılığı ile sonuçlanabilir.
ABD ve İsrail’in çabası İran’ı yalnızlaştırarak tam kuşatma altına almak olsa da İran’ın özellikle şimdiye kadar yaptığı hazırlık sayesinde (füze yapımı gibi) bu savaşın kısa sürede bitirilmesi mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, bölge ve dünya ülkelerinin ciddi çaba harcayarak bu savaşın bitirilmesinde baskı yapmaları gerekir. Bu başarılamazsa, sonuç nükleer silah kullanımına kadar gidebilir ki, böyle bir durum artık ekonomi ve siyasetin konuşulmasını değil, insanlığın yok olmasını gündeme getirir.
Son söz: ABD Zengezur’a yerleşmeye çalıştığı gibi İran’a yerleşerek Çin’i tam kuşatmak istiyor. Mustafa Kemal Atatürk “sebepsiz savaş cinayettir” demiştir. ABD ve İsrail savaşmıyor, Gazze’de 70 bin suçsuz insanı, İran’da 170 kız çocuğunu öldürecek kadar büyük cinayet işliyorlar. Bu masumların kanı iki devleti de yok eder.
Bölge devletlerine, topluluklarına veya aklını kaybetmeyen kesimlere belki Mehmet Akif Ersoy ve Muhammet Hüseyin Şehriyar’ın mısralarıyla uyarıda bulunmak yararlı olacaktır.
“Girmeden tefrika bir mellete düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”
“Heyder Baba göyler bütün dumandı
Günlerimiz birbirinden yamandı
Birbirizden ayrılmayın amandı
Yahşılığı elimizden alıplar
Yahşı bizi yaman güne salıplar”
M. Hüseyin Şehriyar
