Bazı Yoksullar Neden Kendilerini Yoksul Hissetmez?
Bazı Yoksullar Neden Kendilerini Yoksul Hissetmez?
Bazı Yoksullar Neden Kendilerini Yoksul Hissetmez?
Yoksulluk, “yapabilirlikten yoksun olmak”tır. Ben buna insanların var olan potansiyellerini gerçekleştirememeleri olarak bakıyorum. Koşma yeteneği olan birisi koşuda, matematik yeteneği olan bir kişi matematik alanında, düşünme yeteneği olan bir kişi ise düşünme alanında kendini gerçekleştirecek imkânlara sahip olmalıdır. Eğer böyle olursa göre insan yoksul olmayacaktır.
Yoksulluk konusu hemen hemen herkesi ilgilendirmektedir. İnsanlar ya yoksuldur, ya yoksulluktan yeni kurtulmuştur ya da kurtulmuşsa bile tekrar düşme endişesi yaşamaktadır. Bazı yoksullar kendilerini yoksul hissederken bazıları ise hissetmemektedir. Bu kanaate, sosyal medyada kendilerine mikrofon uzatılan ve verdiği cevaplardan basbayağı yoksul oldukları anlaşılan bu insanların kendilerini yoksul görmedikleri üzerine varılmıştır.
Peki, son derece ölçülebilir olan bu konu bu kadar göreceli olabilir mi? Zannımca kafa karışıklığının sebebi, nereye nasıl bakacağını ve nasıl yorumlayacağını bilmemekte yatıyor. İnsanların böyle düşünmesinin nedeni, öncelikle yoksulluk tanımlarının eski ya da yetersiz olması, psikolojik ve sosyolojik nedenler ile zamansal farklılıklar olabilir.
İktisatçılar yoksulluğu mutlak, göreli, öznel ve insani olmak üzere temelde dört farklı şekilde tanımlamıştır. Mutlak yoksulluk, tamamen günlük tüketilen gıda, göreli yoksulluk insanın toplumsal bir varlık olması dolayısıyla toplumsal ilişkiler, öznel yoksulluk insan psikolojisini dikkate alan ve her şey yolunda ve yerinde olsa bile insanın kendisini eksik ya da fazla hissedebileceği, yani tamamen psikolojik nedenler ve nihayet insani yoksulluk tanımı ise yaşamın devamı için gereklilikler üzerinden yapılmıştır. Bu tanımlara göre, bir insan günlük 2400 kilokalori gıda alıyorsa mutlak yoksulluk tanımına; yine aynı insan ilişkide bulunduğu insanlar ekonomik olarak kendi seviyesinde ya da daha düşük seviyede ise göreli yoksulluk tanımına; insanın maddi durumu ne olursa olsun kendisini yoksul hissetmiyorsa öznel yoksulluk tanımına göre yoksul sayılmaz. Örneğin köyde yaşıyor ve her imkâna sahip olduğunu düşünüyorsa bir insan psikolojik olarak kendisini yoksul saymayabilir.
Fakat işin aslı böyle midir?
Yoksulluk konusu bu kısa yazı ile elbette tam olarak anlaşılmayabilir fakat bir iki unsur üzerinden anlamaya çalışalım. Zaman değiştikçe toplumsal gerekliliklerin de değiştiğini herkes kabul edecektir. 19. yüzyılın ekonomik ve toplumsal şartları ile 20. ve 21. yüzyılın ekonomik ve toplumsal hatta psikolojik şartları aynı olabilir mi? Elbette olamaz. Bu sebeple olacak ki Birleşmiş Milletler (BM), yoksulluğu yaşam standartları, temel haklar ve toplumsal katılımı da dâhil eden çok boyutlu bir bakış açısıyla tanımlamıştır.
BM’nin bu tanımını kendilerini yoksul hissetmeyenler okuyup anlasalar acaba yine de kendilerini yoksul hissetmezler miydi? Bu tanıma göre sadece ekonomik yeterlilikler yoksulluktan kurtulmak için yetmez. Bireylerin yaşam standartları dahi belirli bir seviyede olmalı, temel haklara yeterince sahip olmalı ve bunları kullanabilme olanaklarına kavuşmalıdır. BM’nin tanımına göre bir birey geçim standartlarını elde etmiş fakat seçme ve seçilme hakkına sahip değilse, seyahat özgürlüğü yoksa, mesleki açıdan bazı olanaklara sahip değilse yoksulluktan kurtulmuş olmayacaktır.
Konuya farklı bir bakış açısı getirmiş olan Nobel ödüllü iktisatçı Amartya Sen ise yoksulluğu yetenekler üzerinden açıklamayı tercih etmiş ve yapabilirlik kavramına dikkati çekmiştir. Yoksulluk, Sen’e göre, açlık, hastalık, kötü yaşam koşulları gibi hiç kimsenin istemeyeceği durumlardan kaçınabilme yetisi olarak görülmüştür. Kısaca Sen’e göre yoksulluk, “yapabilirlikten yoksun olmak” şeklinde tanımlanmıştır. Ben buna........
