menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2025’ten Geride Kalanlar, Önümüze Düşenler

15 0
30.12.2025
SORUŞTURMA

2025, Türkiye’de ve dünyada sertleşen siyasal ajandaların ve ağır insani bedellerin yılı olarak geride kaldı. Perspektif yazarları, biten yılın izlerini sürerken aynı zamanda 2026’ya taşınan riskleri, imkânları ve beklentileri ele alıyor. Ortaya çıkan tablo, yalnızca geride kalanların değil, önümüzde duranların da ciddiyetle düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor.

PERSPEKTIF ONLINE 30 Aralık 2025

Bir yılı daha geride bırakırken, yaşananları, yalnızca ardı ardına dizilmiş olaylar olarak değil toplumsal, siyasal ve vicdani sonuçlarıyla birlikte düşünme ihtiyacı kendini dayatıyor.

2025, Türkiye ve dünya açısından yalnızca hızlı değişimlerin değil, aynı zamanda ertelenmiş adalet taleplerinin ve yeniden hatırlanan umutların yılı oldu. İçeride hukuk, siyaset ve sosyal politikalar etrafında sertleşen tartışmalar, dışarıda savaşlar, ateşkesler ve yeni jeopolitik denge arayışları, gündelik hayatın sınırlarını çoktan aşarak geleceğe dair soruları da büyüttü.

Perspektif yazarları, biten yıla farklı yerlerden bakıyor. Sosyal politikalardan demokrasiye, bölgesel gelişmelerden barış arayışlarına uzanan bu değerlendirmeler, 2025’in bıraktığı izleri kayda geçirmeyi amaçlıyor. Ortak paydada ise şu soru duruyor: Geçen yıl bize ne yaptı, biz geçen yıldan ne öğrendik?

2026’ya girerken bu soruya verilecek yanıtlar, sadece takvimin değil, siyasetin, toplumsal tahayyülün ve birlikte yaşama iradesinin de hangi yönde ilerleyeceğine dair ipuçları sunuyor.

MENEKŞE TOKYAY: ÇOCUKLARIN YOKSULLUĞU İSTİSNA DEĞİL YENİ NORMAL OLDU

2025 yılını geride bırakırken Türkiye’de sosyal politikalar alanında en belirgin tablo, hak temelli çözümler yerine geçici ve parçalı müdahalelerin yine devam etmesi oldu. Artan enflasyonla birlikte toplumun kırılgan tüm kesimlerinde olduğu gibi çocukların da süregiden yoksulluğu, gıda güvencesizliği, gençler ve emekli kesim açısından barınma ve nitelikli eğitime erişimde eşitsizlikler artık istisna değil, yeni normal hâline geldi. Sosyal destekler bir hak olmaktan çok, konjonktüre bağlı yardım mekanizmaları olarak kurgulanmaya ve bu da bir lütuf olarak gösterilmeye devam etti. Buna karşın yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve bazı meslek örgütlerinin geliştirdiği dayanışma modelleri, kamusal sosyal politika ihtiyacının ertelenemez olduğunu bir kez daha gösterdi.

Yeni yılda beklentim, sosyal politikaların “yardım” dilinden çıkarılarak çocuklar, kadınlar, gençler ve tüm kırılgan gruplar için ölçülebilir, izlenebilir ve hak temelli bir çerçeveye kavuşturulması. Aksi hâlde sosyoekonomik kırılganlıkların kuşaklar arası aktarımı daha da derinleşecek ve hem bugüne hem de geleceğe dair düşsüzler ülkesi olma riskimiz artacak.

MESUT YEĞEN: 2026, SEÇİMLERE HAZIRLIK SENESİ OLACAĞINDAN…

2025’e içeride yargı yoluyla siyasete nizam verilmeye çalışılması, dışarıdaysa İran’ın iteklenmesi ve İsrail’in palazlanmasıyla oluşan yeni bölgesel nizamı karşılama çabaları damgasını vurdu. Bir de bu iki alanı kesip, her iki alanı da ilgilendiren süreç. 2025 boyunca muhalefet yargı yoluyla felç edilmeye çalışılırken, Suriye’de rejimin değişip İran’ın bölgeden çekilmesiyle oluşan jeopolitik boşluk doldurulmaya çalışıldı. Kendi başına bir konu da olmakla beraber sürecin içeriği ve temposu içeride muhalefetin dengesini bozup, budayacak, dışarıdaysa söz konusu jeopolitik boşlukta en fazla yer tutabilecek şekilde biçimlendirildi. Bu üç konunun 2026’ya da damga vuracağını tahmin etmek zor değil. Önümüzdeki seçimlerin muhtemelen........

© Perspektif