menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sivil Toplum Perspektifinden Çerçeve Yasa Nasıl Okunuyor?

31 0
20.08.2026

Sivil Toplum Perspektifinden Çerçeve Yasa Nasıl Okunuyor?

Sivil Toplum Perspektifinden Çerçeve Yasa Nasıl Okunuyor?

Siyaset kurumu, medya ve konunun uzmanlarının Çerçeve Yasaya dair analizlerini görüyoruz, dinliyoruz ve de okuyoruz. Ancak sivil toplumun perspektifinden nasıl göründüğü sıklıkla ıskalanan bir durum. Perspektif, sivil toplumun penceresinden Çerçeve Yasanın nasıl göründüğünü işlemeye çalıştı.

Çerçeve Yasa’nın 467 gibi siyasal meşruiyeti yüksek bir oranla geçtiğinde çoğumuzun zihninde Amerikalı yazar Ernest Hemingway’in en önemli eserlerinden biri olan Silahlara Veda gelmiştir. Silahlara Veda elbette tek bir yasayla sağlanmaz ancak vedayı başlatır ve ilerletir. Bu ilerleme atılacak diğer yasal, hukuki, içtimai ve en önemlisi gerçekleşecek zihniyet dönüşümü ile tahkimleşebilir. Bu tahkimleşme de beraberinde Türkiye’nin demokratikleşmesine ve halkların kardeşçe, farklılıklarını koruyarak bir arada yaşamasına yol açacaktır. 

Açılan bu yolun Muhsin Kızılkaya’nın ifadesiyle “Kapıyı Çalan Barış”ın yolu olduğu muhakkak. Türkler ve Kürtler Kemalizmin dışlayıcı kimlik siyaseti ile yüzyıl sonra barış ve kardeşçe birlikte yaşamanın kapısını çalıyorlar. Hemen her siyasi elit, gazeteci, akademisyen ve sivil toplum yöneticisi bunun tarihsel önemde olduğunu dillendirip-durdu. Yine Muhsin Kızılkaya’dan ödünçle söylemek gerekirse “…..İçinde yaşadığımız şey tarih olmaya doğru evrildiğinde, o şeyin tarih olmaya doğru evrildiğini anlamayız” tespiti de yeri gelmişken burada zikredilemeye değer.

Siyaset kurumu, medya ve konunun uzmanlarının Çerçeve Yasaya dair analizlerini görüyoruz, dinliyoruz ve de okuyoruz. Ancak sivil toplumun perspektifinden nasıl göründüğü sıklıkla ıskalanan bir durum. Perspektif, sivil toplumun penceresinden Çerçeve Yasanın nasıl göründüğünü şu sorularla işlemeye çalıştı: Sivil Toplum Meclis’ten geçen çerçeve yasayı (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünlüğün Güçlendirilmesi Kanununu) nasıl karşıladı? Türkiye’nin demokratikleşmesine katkısı ne olacak? Türkler ile Kürtler arasındaki kardeşleşmeye nasıl bir katkı sunabilir? Bu sorulara Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, MAZLUMDER Genel Başkanı Kaya Kartal, İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın ve Şehit Aileleri ile İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Dernek Başkanı Hasan Demir cevap verdi.

Mehmet KAYA-Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı

EŞİT YURTTAŞLIK, KARŞILIKLI GÜVEN VE ORTAK GELECEK DUYGUSU, TOPLUMSAL KARDEŞLEŞMENİN EN GÜÇLÜ ZEMİNİ OLACAKTIR

Sivil toplum ve iş camiası açısından Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten geçmesini, Türkiye’nin uzun yıllardır çözülemeyen önemli bir sorununu çatışma ve güvenlik ekseninden çıkararak siyaset ve hukuk zemininde ele alma iradesi bakımından olumlu karşılıyoruz. 467 milletvekilinin desteği, böylesine önemli bir konuda geniş bir siyasi mutabakatın oluşabileceğini göstermesi açısından da değerlidir. Ancak bu düzenlemeyi nihai bir çözüm değil, kalıcı barış ve demokratikleşme yolunda önemli bir başlangıç olarak görüyoruz.

Çerçeve Yasa’nın öncelikli katkısı, çatışmalı dönemin sona erdirilmesi ve silahların devre dışı bırakılması için hukuki bir zemin oluşturmasıdır. Ancak kalıcı çözüm bunun ötesinde adımlar gerektiriyor. Demokratikleşme, hukuk, temel hak ve özgürlükler, toplumsal bütünleşme ve ekonomik kalkınma alanlarında yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.

Çatışmalı dönem nedeniyle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan insanların dönüş imkânlarının oluşturulması ve toplumsal hayata yeniden katılmalarının sağlanması da sürecin önemli başlıklarından biri olmalı. Toplumsal barış, insanların yalnızca aynı ülkede yaşamasıyla değil, kendilerini eşit ve güvenli yurttaşlar olarak hissetmesiyle mümkün olabilir. Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından önümüzde önemli bir fırsat var. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve siyasal katılımın önündeki engellerin kaldırılması, çatışmasızlığın kalıcı barışa dönüşmesini sağlayacak temel adımlardır.

Türkler ile Kürtler arasındaki kardeşleşme açısından da bu süreç önemli bir imkân sunuyor. Ortak geçmişimizi ve ortak geleceğimizi esas alan, farklılıkları ayrışma nedeni olarak görmeyen bir anlayışı güçlendirmeliyiz. Eşit yurttaşlık, karşılıklı güven ve ortak gelecek duygusu, toplumsal kardeşleşmenin en güçlü zemini olacaktır.

Barışın ekonomik boyutunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Yaklaşık 50 yıllık çatışmalı dönem, bölgede sermaye ve nitelikli insan kaybına, yatırımların ertelenmesine ve üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açtı. Güven ortamının güçlenmesi yatırımlar açısından yeni imkânlar yaratacaktır. Bunun kalıcı sonuç vermesi için finansmana erişim, enerji, ulaşım, lojistik ve nitelikli işgücü gibi alanlarda da gerekli adımlar atılmalıdır.

Bu nedenle Çerçeve Yasa’yı bir sonuçtan çok yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz. Meclis’te ortaya çıkan 467 oyluk irade, geniş bir ortak zeminin mümkün olduğunu gösterdi. Şimdi bu iradenin devam ettirilmesi gerekiyor. Çatışmasızlığı kalıcı barışa, barışı demokratikleşmeye ve demokratikleşmeyi kalkınmaya dönüştürebilirsek, Türkiye’nin tamamı için yeni bir dönem başlatabiliriz.

Hakan TAHMAZ-Barış Vakfı Başkanı

TÜRKİYE, BU YASAYLA SİLAHLARA VEDA ETMEYE HAZIRLANIYOR

Sivil Toplum, Meclis’ten geçen çerçeve yasayı nasıl karşıladı?

Sivil toplumun tamamını ve bu alandaki genel eğilimleri bütünsel olarak değerlendirebilecek yeterli veriye sahip değilim. Sivil toplum, çok geniş bir alanı kapsayan kavramdır. Türkiye’de 150 binin üzerinde dernek, vakıf ve oda kendisini sivil toplum olarak tanımlıyor. Bunların yalnızca yüzde 1’i doğrudan barış, çatışma çözümü ve Kürt meselesiyle ilgileniyor.

Sorunuzda, Barış Vakfı gibi Kürt meselesine, barış konusuna ve çatışma çözümü çalışmalarına yoğunlaşan sivil toplum örgütlerinin kastedildiği anlaşılıyor. Bu çerçevede, bu kuruluşların ezici çoğunluğunun Meclis’ten geçen yasayı, yaklaşık iki yıla ulaşan yeni çözüm sürecinin en kritik kavşaklarından birine ulaşılmasını, eksikliklerine rağmen sağlayabilecek bir düzenleme olarak değerlendirdiğini söyleyebilirim.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, yeni çözüm sürecinin ilk yasal çıktısıdır.........

© Perspektif