“Çerçeve Kanun” Nedeniyle İhmal Edilenler
“Çerçeve Kanun” Nedeniyle İhmal Edilenler
“Çerçeve Kanun” Nedeniyle İhmal Edilenler
“Çerçeve Kanun” tartışmaları gündemin tamamını kaplarken, TBMM Komisyonu Raporu’nun yeni bir kanun gerektirmeyen demokratikleşme önerileri yaklaşık altı aydır hayata geçirilmedi. AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasından yerel yönetimlere, siyasi haklardan demokratik katılıma kadar raporda yer alan birçok başlıkta kamuoyuna yansıyan somut bir adım bulunmuyor.
5 Ağustos 2026 tarihinden bu yana ülkemizdeki neredeyse tek gündem maddesi kamuoyunda “Çerçeve Kanun” olarak isimlendirilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” oldu. İçeriği itibarıyla kamuoyundaki isimlendirme ile hiçbir ilgisi bulunmayan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan, “Terörsüz Türkiye Süreci” veya Abdullah Öcalan ve DEM Parti tarafından “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak isimlendirilen sürecin önemli dönüm noktalarından, gelişmelerinden biridir.
“Terörsüz Türkiye” süreci, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. Dönem 3. Yasama Yılı açılışında, TBMM Genel Kurul salonunda DEM Parti grubuyla tokalaşması, sonrasında ısrarlı ve kararlı bir şekilde Abdullah Öcalan’a “Umut Hakkı” vaadi ve “Kurucu Önder” hitapları ile daha sonraki dönemlerdeki çağrıları sonucunda başlamış oldu.
Bahçeli’nin çağrılarından sonra yaşanan gelişmelerin ardından 5 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un TBMM’de temsil edilen siyasi partilere gönderdiği bir yazıyla, 51 üyeden oluşan ve her siyasi partinin üye sayısının TBMM toplam üye sayısına oranına göre belirlenmiş sayıda üye ile temsil edildiği “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kuruldu ve çalışmalarına başladı.
İlk toplantısını 5 Ağustos 2025’te yapan komisyon, 18 Şubat 2026’da gerçekleştirdiği 21. ve son toplantısında, hazırlanan raporu görüşerek 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul etti.[1]
Yedi bölüm ve eklerden oluşan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu esasen “Terörsüz Türkiye Süreci”nin TBMM tarafından belirlenmiş yol haritasını oluşturuyor. Raporun “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” başlıklı 6. ve “Demokratikleşme İle İlgili Öneriler” başlıklı 7. bölümleri, Terörsüz Türkiye Süreci için hayata geçirilmesi gerekli düzenleme ve uygulama önerilerini içeriyordu.[2]
Raporun 6. bölümünde yer alan öneriler öncelikle PKK terör örgütünün tüm unsurları ve envanteri ile ortadan kaldırılması ve bu örgüte mensup teröristlerin silahlarını bırakarak topluma entegrasyonuna ilişkin önerilerdi. Bu nedenle de bir kritik eşik belirlenerek örgütün kendini feshetmesi ve silahlarını bırakmasının tespiti ve teyidi şartına bağlı olarak örgüt mensuplarına yönelik düzenlemelerin hayata geçirileceği belirtilmişti.
Raporun 7. bölümü ise Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesine, diğer bir deyişle daha demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti oluşmasına yönelik önerileri içeriyordu. Demokratik standartların yükseltilmesi, esasen aynı zamanda terörün olmadığı bir devlet ve toplum için bir gereklilik olarak kabul ediliyor.
Hemen ifade edelim ki raporun 6. bölümünde sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri bir ön hazırlık süreci gerektirirken, 7. bölümde yer alan demokratikleşme ile ilgili önerilerin bir kısmı herhangi bir hazırlık yapılmaksızın hemen uygulanabilecek nitelikte. Bir kısmı ise yine bir hazırlık süreci gerektiriyor. Ne var ki raporun yayınlandığı 18 Şubat 2026’dan bu yana geçen altı aya yakın süre içerisinde, raporun 6. bölümündeki öneriler doğrultusunda sadece büyük bir gizlilik içinde hazırlanan ve imza atan milletvekillerine dahi gösterilmeyen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” hazırlanarak 5 Ağustos 2026’da TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifin görüşülmesine, 7 Ağustos 2026’da TBMM Adalet Komisyonunda görüşmelerine başlandı ve 8 Ağustos 2026’da komisyon tarafından kabul edildi. 10 Ağustos 2026’da ise TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 493 evet, 87 hayır ve 7 çekimser oyla Komisyondan geldiği şekliyle kabul edildi.
Adalet Komisyonunda yapılan görüşmelerde, sadece teklifin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “bağlı bütün” ibaresi, teklifin 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ifade ile uyumunu sağlamak üzere “bununla bağlantılı her türlü” şeklinde değiştirildi. Bunun dışında verilen çok sayıda değişiklik önergeleri reddedilerek diğer maddelerin tamamı genel olarak Komisyonun İYİ Parti grubuna ait üyeleri dışındaki AK Parti, MHP, DEM Parti, YENİ Parti, CHP ve Yeni Yol Partisi üyelerinin kabul oyuyla herhangi bir değişiklik yapılmadan kabul edildi.
Akademi camiasından yürürlükteki Türk Ceza Kanununun hazırlayıcıları olan Prof. Dr. İzzet Özgenç ile Prof. Dr. Âdem Sözüer ve ayrıca İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Tolga Şirin ile Dr. Öğr. Üyesi Volkan ASLAN dışında Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifine yönelik kamuoyuna yansıyan ciddi bir eleştiri getirilmedi.[3]
Gündem neredeyse tamamıyla bu kanun teklifiyle meşgul iken TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporunun özellikle 7. bölümünde yer alan ve herhangi bir düzenleme yapılmasına gerek olmadan doğrudan uygulama ile hayata geçirilebilecek öneriler, aradan geçen altı aya yakın süre içinde neredeyse tamamıyla ihmal edilmiş veya unutturulmaya bırakıldı.
Sürecin başlatıcısı ve ısrarlı bir takipçisi olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin belirli aralıklarla dile getirdiği “Öcalan umuda, Ahmet’ler göreve (görevden alınarak yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ile İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer) ve Demirtaş evine dönmeli”........
