menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Derdimiz de Dermanımız da Burası!

14 0
20.04.2025
BAKIŞ EMİNE UÇAK ERDOĞAN 20 Nisan 2025

Genciyle yaşlısıyla bu toplum ‘başka çaresi olmadığından değil’, çareyi burada görmek istediğinden harekete geçmiş durumda. Çünkü burası tam da sevildiği için ‘dünyanın en güzel yeri’.

Yerli ve milli kavramlarının bu kadar çok kullanıldığı bir vasatta; topraktan suya coğrafyanın, kültürel mirasın ve insan kaynağının bu kadar kolay heba edilmesinin ironisini ne zamana kadar yaşayacağız? Bugünün sorusu da bu, geleceğin sorusu da…

Yukarıdaki cümleler “Potansiyeli Heba Etmek” başlıklı yazımdan. Aynı soruyu ‘beka’ kavramı için de sormak mümkün. Cumhur İttifakı beka kavramını dilinden düşürmüyor. Birlik ve beraberliğimiz beka meselesi, nüfusun yaşlanması, doğurganlığın düşmesi, gençler beka meselesi, su kaynaklarını korumak beka meselesi, en çok da iktidarın devamı beka meselesi!

Bir yandan da bu meselelerin hepsinde de kalıcılığın, varlığın devamının tam tersi politikalar, uygulamalar yapıyor. Bunu yaptığı için var olanı da tüketiyor potansiyeli de heba ediyor!

Birlik beraberlik söylemi dilden düşmüyor ama yurttaşlar arasına sürekli barikat döşeniyor; hukuki, ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler çoğaltılıyor. Yerli milli tanımlarıyla yeni makbullükler üretiliyor ve buna uymayanlar da düşmanlaştırılıyor.

Yel Değirmenleriyle Savaşmak

Su kaynaklarının korunmasının, verimli kullanılmasının milli güvenlik meselesi olduğu konuşmalarının yapıldığı günlerde İstanbul’un neredeyse son sulama ve tarım havzasına konut projeleri için dev şantiyeler kuruluyor. Daha önce de yazdığım gibi memleketin dört bir yanındaki ormanları, koruma altındaki alanı yapılaşmaya ya da birkaç yıllık getirisi olan madenlere açılıyor.

Ülkedeki ekonomik krizin en çok da aile kurumunu etkilediği görmezden gelinip, evliliklerin, doğurganlığın azalması ‘yaşam tarzı’ üzerinden değerlendirilip adeta Donkişot gibi hayali yel değirmenleriyle savaşılıyor. Oysa araştırmalarda giderek artan yoksullaşmanın bireylerin refah düzeyi kadar evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarını da doğrudan etkilediğini görüyoruz. Panaroma’nın Mart ayındaki odak bölümünde katılımcılar aileyi doğrudan tehdit eden etkenlerin en başında ekonomiyi sayıyor. Yine aynı araştırmada katılımcıların yüzde 91’i ekonomik zorlukların evlilik kararını zorlaştırdığını belirtirken, çocuk sahibi olmanın maddi yük getirdiği görüşüne katılanların oranı yüzde 84. Gelir seviyesi........

© Perspektif