menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın ve Türkiye’nin Ekonomik Görünümü 2027

54 0
14.10.2026

IMF’nin World Economic Outlook, October 2026 raporundaki tahminler, dünya ekonomisinin önümüzdeki iki yılda büyümeyi sürdüreceğini, ancak bu büyümenin geçmiş dönemlere kıyasla daha sınırlı kalacağını gösteriyor. ABD ekonomisi görece dengeli bir görünüm sergilerken Euro Bölgesi düşük büyüme sorununu aşmakta zorlanıyor. Çin büyümeye devam ediyor, Hindistan ise gelişmekte olan ekonomiler arasında öne çıkıyor. Türkiye açısından da büyüme, enflasyon ve cari denge sorunları önemini koruyor.

Bu yazıda IMF’nin 2026 ve 2027 tahminlerinden hareketle başlıca ekonomilerin görünümünü değerlendirmeye, Türkiye’ye ilişkin öngörüleri ele almaya ve küresel ekonomideki yavaşlamanın ne anlama geldiğini tartışmaya çalışacağım.

Temel sorumuz şu: Dünya ekonomisi geçici bir yavaşlama döneminden mi geçiyor, yoksa uzun süreli düşük büyüme dönemine mi giriyor?

Dünya Ekonomisinin Genel Görünümü

IMF, dünya ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,1, 2027 yılında ise yüzde 3,4 büyüyeceğini tahmin ediyor. Kurum, 2026 yılı büyüme tahminini önceki tahminine göre 0,1 puan yukarı revize ederken 2027 yılı tahminini değiştirmemiş.

Gelişmiş ekonomilerin ortalama büyüme oranının 2026 yılında yüzde 2,1, 2027 yılında ise yüzde 1,8 olması bekleniyor.

Bu tahminler, dünya ekonomisinin büyümeye devam edeceğini, ancak özellikle gelişmiş ülkelerde büyümenin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ekonomiler ise ortalama olarak daha yüksek büyüme oranlarına ulaşacak. Bununla birlikte, bu ülkelerin kendi aralarında da önemli farklılıklar bulunuyor.

Şimdi başlıca ekonomilere daha yakından bakalım.

ABD: Görece Dengeli Bir Görünüm

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin hem 2026 hem de 2027 yılında yüzde 2,3 büyümesi bekleniyor. Bu oran, ABD için yüzde 2,5 dolayında kabul edilen potansiyel büyüme hızına oldukça yakın. Dolayısıyla IMF tahminleri, ABD ekonomisinin büyüme açısından ciddi bir sorunla karşılaşmayacağına işaret ediyor.

İşsizlik oranı da bu görünümü destekliyor. ABD’de işsizlik oranının 2026 yılında yüzde 4,2, 2027 yılında ise yüzde 4 olması bekleniyor. Bu oranlar, doğal işsizlik oranının yüzde 4,5 dolayında olduğu varsayımıyla değerlendirildiğinde, işgücü piyasasının görece güçlü kalacağını düşündürüyor.

Enflasyon tarafında ise daha dikkatli bir değerlendirme yapmak gerekiyor. ABD’de enflasyonun 2026 yılında yüzde 3,6 olması, 2027 yılında ise yüzde 2,8’e gerilemesi bekleniyor. Bu, fiyat artış hızında bir yavaşlama anlamına geliyor. Bununla birlikte enflasyonun, kullanılan göstergeye bağlı olarak, Fed’in yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalması söz konusu.

ABD’nin cari açığının GSYH’ye oranının 2026 yılında yüzde 3,9, 2027 yılında yüzde 3,8 olması tahmin ediliyor. Dolayısıyla dış denge açısından da belirgin bir iyileşme beklenmiyor.

Özetle IMF tahminlerine göre ABD ekonomisi, büyümesini koruyan, işgücü piyasası görece güçlü kalan ve enflasyonu kademeli biçimde gerileyen bir görünüm sergileyecek. Bu tablo, ABD’nin önümüzdeki iki yılda diğer gelişmiş ekonomilere kıyasla daha dengeli bir performans gösterebileceğine işaret ediyor.

Euro Bölgesi: Düşük Büyüme Sorunu

Euro Bölgesi için tahmin edilen büyüme oranları 2026 yılında yüzde 1,1, 2027 yılında ise yüzde 1,2. Bu oranlar, bölge ekonomisinin büyüme açısından ciddi güçlükler yaşamaya devam edeceğini gösteriyor.

Özellikle Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olan Almanya’nın düşük büyüme performansı, Türkiye’nin ihracatı açısından da önem taşıyor. Avrupa pazarındaki talebin zayıf kalması, ihracatçılarımızın işlerini zorlaştırabilir.

Enflasyonun Euro Bölgesi’nde 2026 yılında yüzde 3,1, 2027 yılında yüzde 2,8 olması bekleniyor. İşsizlik oranının ise her iki yılda da yüzde 6,3 düzeyinde kalacağı tahmin ediliyor. Bölgenin cari fazla vermeyi sürdürmesi ve cari fazla oranının 2026 yılında yüzde 1,2, 2027 yılında yüzde 1,3 olması öngörülüyor.

Bütün bu göstergeler birlikte değerlendirildiğinde Euro Bölgesi’nin temel sorununun düşük büyüme olduğu görülüyor. İşsizlik oranında belirgin bir gerileme beklenmezken enflasyonun da tamamen kontrol altına alındığını söylemek güç.

Büyümenin zayıf, enflasyonun ise hedeflenen düzeyin üzerinde kalması, bazı koşullarda stagflasyon riskini gündeme getirebilir. Ancak yalnızca bu tahminlerden hareketle bölgenin kesin olarak stagflasyona girdiğini söylemek doğru olmaz.

Euro Bölgesi’nin en olumlu yanı ise cari fazla vermeyi sürdürmesi olarak karşımıza çıkıyor. Buna karşılık, dış dengedeki bu olumlu görünüm, düşük büyüme sorununu ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Japonya: Düşük Büyüme Sorunu Devam Ediyor

Japonya, uzun yıllardır devam eden düşük büyüme sorununu aşmakta zorlanıyor. IMF tahminlerine göre ülke ekonomisinin hem 2026 hem de 2027 yılında yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor. Bu oranlar, gelişmiş ekonomiler arasındaki en zayıf büyüme performanslarından birine işaret ediyor.

Buna karşılık Japonya’nın işsizlik oranı oldukça düşük. İşsizlik oranının her iki yılda da yüzde 2,5 olması bekleniyor. Bu durum, ülkenin düşük büyüme........

© Para Borsa