menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Muhteşem Bir Final ve Voleybol Şöleni, Fakat Şu Tatsızlıkları Anmadan da Geçmeyelim...'

16 0
08.09.2026

Voleybol şık ve gelişkin bir spordur. Davranış bozukluklarını kaldırmaz. Kızların başarısı tartışma götürmez ama turnuva ve finale gölge düşüren noktaları anlatmak gerekir...

Türkiye-İtalya Kadınlar Voleybol Avrupa Şampiyonası finalinin en sıcak anları.

Heyecan içinde izliyorum.

Bir noktada, hakemin kararı üzerine ortalık karıştı.

Bir adam kenardan ayağa kalktı, bazı el kol hareketleri ile sahaya hareketlendi.

O anda telefonum çaldı. Karşı tarafta, benim gibi aynı heyecanla maçı izleyen kadim İtalyan dostum. Ailede eşi ve oğlu İtalya’yı alkışlarken, o büyük saygı içinde Türkiye takımını tutmaktaydı.

“Yavuz, bu adam ne yaptığını sanıyor?”

“Yavuz, bu adam ne yaptığını sanıyor?”

Kastettiği kişi, TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’dı.

Hakemin kararına itiraz hakkı Santarelli veya oyunculardayken, üstüne hiç de vazife olmadığı halde, hakemlere müdahale etmekteydi.

“Olacak şey değil” dedi arkadaşım. “Ben böyle uygunsuz bir davranış görmedim.”

Yerden göğe kadar haklıydı.

Ona Türkiye spor kültüründe hakem kararlarına saygının diplerde gezindiğini anlatmaya çalıştım. “Mahkeme kararlarının bile hiçe sayıldığı bir ülkede bu normal” diye ekleyerek.

Anladı mı, emin değilim.

Ama ayıpladı, yakışıksız buldu.

Müthiş bir final izledik. Millilerin turnuva performansı ve hepsinden öte sporculuk kalitesi, azmi karşısında hepimiz gurur duyduk. Kaptan Eda ve ekibi, bir kez daha Türkiye voleybolunu Brezilya ve İtalya ile birlikte dünyanın ilk üçünün tepesine yerleştirdi.

Maçların bir kısmını İtalyan TV’sinden izledim. Neden? Çünkü TRT’nin anlatım tarzı ve sunum formatı spor konuşulmasına ve yorumlanmasına önem veren beni hep rahatsız ediyor. Kaba bir milliyetçiliğin, kompleks kokan abartılı siyaset soslu söylemin yerinin sporda olmaması gerektiğini biliyorum.

İtalyan RAI TV’de maçı bir sunucu erkek ve bir yorumcu kadın anlattı. Şen şakrak, arada gırgır da geçerek, ve sadece “nostra”nın, kendi takımlarının değil; Türk millilerin şık her hamlesine de bol bol “Brava Vargas!”, “Grande Hande!” filan diyerek.

Voleybol böyle bir spor. Takımları bir ağ ayırıyor, değmiyorlar, top arada uçup duruyor ve başka ülkelerde (belki Sırbistangibi kaba ve saldırgan milliyetçilikte Türkiye ile yarışanlar hariç) tribünler şarkılarla, tatlı şamatalarla birlikte eğleniliyor. Brezilya veya (benim gibi) İtalya liglerini o salonlarda izleyenler bunu iyi bilir.

Uğultu, düdük, davul, megafon filan her zaman vardır, ama rakip takım servis atarken yuhalamak hemen hemen hiç yoktur. Patırtı, oyunculara saygı adına servisin hemen öncesinde azalır, biter.

“Sultanlar”ın maçlarına gelen kitlenin bir kısmının yuhalama dalgası karşısında, inanın, utandım. Bu insanlara en azından maç başlarında uyarıda bulunmak gerekmez miydi? Nasıl ki konserler öncesinde “cep telefonlarını kapatın” uyarısı yapılıyor, buna benzer şekilde — voleybol kültürünü çirkin huliganlı futbol kültürüne eşitlemeye meraklı — kitlelere maç öncesi yapılabilirdi.

Bunu yapması gereken de, bence, duruşuna sevimliliğine adanmışlığına her zaman saygı duyduğum, voleybolun ülkede “durdurulamaz yükselişi”nde en büyük emeği geçenlerden biri olan Üstündağ olmalıydı.

Bakın, işte bir örnek. Brezilya’da Brezilya kadınları kıran kırana bir maçta İtalya karşısında. Salonda şamata had safhada, ama rakip takıma çirkin tezahürat da en düşük seviyede, varla yok arası.

İzleyin bu maçı, voleybol ile sınırlı, kaba milliyetçilikten uzak coşku dalgasını.

İzlerken de şunu düşünün: Daniele Santarelli’nin de defalarca söylediği gibi, bu eninde sonunda bir oyun. Zevk duyulması, keyif alınması için ille de bir milliyetle, dinle süslenmesi gerekmiyor.

Ne yazık ki, Üstündağ Sırbistan maçı sonrasında da kendisini lüzumsuz bir söz düellosuna kaptırmıştı. O maçta yine hakem kararı üzerine Sırp coach Terziç itiraz etmiş ve itirazını hayli uzatmıştı. İtiraz, onun hakkıydı. Onu abartılı kullandı, denebilir.

Şimdi bakın Üstündağ’ın Terziç’e “laf sokan” şu açıklamasına:

“Bu ülkeden ekmek yiyorsunuz. Bu ülkeden yatırım yapıyorsunuz. Ve bu ülkenin milli takımında ve kulüplerinde görev almak........

© Para Analiz