Fon düzeninin vebali kimde
Türkiye fon soruşturmasını konuşuyor:
-Fon şirketleri suçlanıyor…
-Denetleyen kurumlara, “neden zamanında müdahale etmediniz” diye soruluyor…
-Parasını fonlara yatıranlar risk ortaya çıktığı halde neden bunlardan çıkmadı? Neden daha fazlasını kazanmak için bekledi?
Geçen cuma yazımda sordum: Düzenin hiç mi suçu yok?
Karl Marks’ın “hayali sermaye” kavramından söz ettim. Kapitalin fabrikaya, makineye, üretime ve emeğe girmeden; para piyasalarında el değiştirerek, mali kâğıtlar üzerinden kendi kendini büyütmeye yönelmesini anlattım:
-Sermaye, gerçek üretimden kopup kâğıt üzerindeki değer artışından çoğalmaya başladığında, amaç artık mal üretmek değil, paradan/kâğıttan para kazanmaktır…
Yazıma İslami Mirat Haber itiraz etti:
-“Neden İslam penceresinden bakmıyorsun?”
İtirazı ciddiye aldım…
Marks, kapitalizmi sanayi devriminin, finansın ve sermaye birikiminin olgunlaştığı 19'uncu yüzyıl Avrupa'sından çözümledi…
İslam, 7'nci yüzyıl başında, Arabistan'da ticaretin büyüdüğü dönemde ekonomik hayata müdahale etmeye başladı. Bu müdahale 622'den sonra Medine'de kurumsal nitelik kazandı.
Kur'an'ın ekonomik ilişkilere dair hükümleri salt ahlâk öğretisi değildi. Büyüyen ticaretin hangi kurallarla sınırlandırılacağı meselesine müdahil oldu...
İslam, büyüyen ticarete hukuk ve adalet ölçüleri getirdi. Şöyle:
Fon soruşturmasında başörtülü eski bakanın adının geçmesi, ardından dini bir cemaat çevresiyle fon şirketleri arasındaki ilişkilerin konuşulması bende başka soruyu tetikledi.
Meseleyi kişilerin inancı üzerinden okumak değil niyetim. Ancak… Muhafazakâr kimlikler, cemaatler ve para ilişkileri aynı soruşturmada buluştu.........
