Diziler mi bizi bozdu, biz mi dizileri… Şiddetin reyting matematiği
Son yaşanan lise vahşetinden sonra gözler, “ekranda şiddete” döndü. BBC Türkçe'de, TV’de şiddet üzerine çıkan bir haber araştırma gözüme ilişti; “BBC Türkçe, TİAK tarafından yapılan günlük izlenme ölçümlerinin 6-12 Nisan verilerinde yer alan en az 13 dizinin fragmanında silahlı sahneler tespit etti” diye yazıyordu. Çocuklar ve gençler dizilerden etkileniyor, her daim söylenen bir olaydır. Yine aynı haberde yapımcı Fatih Aksoy’un şu saptaması vardı; “Aksoy, ellerindeki verilere göre 12-19 yaş grubunda televizyon izleme oranının yüzde 15 civarında olduğunu söylüyor. Bu gençler de daha çok yarışmaları izliyor”. Yani özetle çocuklar ve gençler Tv izlemiyor. Onlar artık internette. Peki dizi izlemiyorlar mı? İnternette izliyorlar. Diğer yandan 2017 yılında yapılmış bir araştırma, Hürriyet gazetesi’nde yer almış. Oradaki bilgiler de, ilginç. Hacettepe Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nde yapılmış bir doktora tezi. 3 bin 654 çocuk ve genç ankete katılmış. Yüzde 96’sı Tv izliyor.
Dizilerin Olumsuz Tablosu BaskınVe izledikleri dizilerin dökümü bu araştırmada şöyle; İzledikleri dizi içeriklerinde yüzde 85 oranla çocukları tehlikeli durumlara sokabilecek ifade veya görsel sunumlar var. Örneğin intihar etme, hırsızlık, cinayet, kavga, süper kahramanlıklar, alkol kullanımı ve ölümsüzlük gibi sahneler.
- Yüzde 5’inde ise hayal kırıklığı duygusunu geliştirici, tehdit edici ifadeler, yalan söyleme davranışını destekleyen iletiler var.- Kahramanların yüzde 16’sı vurma, yaralama ve öldürme, bağırma, hakaret etme gibi fiziksel ve sözlü şiddet kullanıyor. Küçümseme, karalama, dışlama ve alay etme gibi psikolojik şiddet oranı yüzde 13.- Karakterlerin problemlerini şiddet kullanarak çözme oranları yüzde 20. Yüzde 15 oranında kanunlara karşı gelmeyi normalleştiren ifadeler/görüntüler bulunuyor.- Yüzde 39 oranında olumsuz davranış sergileyen kahramanlar model olarak sunuluyor.- İçeriklerin yüzde 16’sında çocuklarda korku yaratacak görüntüler/sözler yer alıyor.- Argo sözcüklerin kullanım oranı yüzde 44.Olumlu Mesaj; Yüzdeler düşük - Dizilerin sadece yüzde 9’u sorumluluk, yüzde 7’si sevgi, yüzde 6’sı dostluk duygusunu geliştirici içerikte… Bu örnek tüm yıllar için geçerli bir durum.
Aile Dizilerimiz NerdePeki hani aile dizilerimiz vardı onlar nerede? Özellikle 90’lı yıllarda? BBC Türkçe’nin haberinde Fatih Aksoy; “Az sayıda kanalın olduğu, rekabetin az yaşandığı, izleyici tercihlerinin çok da önemli olmadığı dönemler bunlar. İzleyicinin önüne başka bir şeyler konulduğunda o dizileri izlemediğini biliyoruz" diyor. Mahallenin Muhtarları ya da 7 Numara ya da Süper Baba, İkinci Bahar yılları. Peki bir başka soru; bugün ekranda komedi dizisi var mı? Avrupa Yakası ya da Leyla ile Mecnun? En son, Jet Sosyete vardı… Peki örnekleri verilen dizilerdeki “espri”ler bugün yapılabilir mi? “Steril aile dizileri” ile izleyici tatmin olur mu? TRT’nin Benim Güzel Ailem dizisi vardı. 22 bölüm yayınlandı. Şöyle kıyısından köşesinde yüzde 4’leri gördü. Erdal Özyağcılar, Seray Gözler, Onur Buldu, Melis Babadağ başrollerde. “Kadrosu ve hikayesi ile gerçekten hoş bir romantik komedi” diye yazmışım zamanında. Laf lafı açıyor. Bir 2017 yılı yazısından
Yeni Komedi Yıldızı Doğuyor; Ecem Erkek Star TV'de çarşamba akşamları izleyenlerle buluşan Hayat Sırları dizisinde Ahmet Mümtaz Taylan, Hazar Ergüçlü, Ekin Koç, Devrim Yakut gibi tanınmış isimler yer alıyordu. “Dizide dikkat çeken karakterlerden birisi de Ecem Erkek'in canlandırdığı Şirin Kuzgun idi... Ancak dizinin istenilen reytinglere ulaşamaması nedeniyle final kararı alındı.
Hayat Sırları bitiyor ama yeni bir komedyenimiz oldu” diye yazmışım. Bugün ispatı; “Güldür Güldür Show”. Mesela yine bir komedi dizisi 2022 tarihli Show TV’de, “Güzel Günler”. Ekip Binnur Kaya, Ecem Erkek, Leyla Tanlar, Zeynep Çamcı, Olgun Toker, Burak Dakak ve Yıldıray Şahinler… Baktım izlenme oranlarına yine 1 sezon gitmiş. 120 dakika dizi sisteminde komedi mümkün değil.
BİR DİZİNİN ÖMRÜNÜ İZLEYİCİ BELİRLER
Tüm bunların ışığında bir de son dönemin iyi iş yapan dizisi Kızılcık Şerbeti yapımcısı Faruk Turgut’a sorayım dedim. “Ne yapımcıların, ne kanalın dizi türü oluşturmak gibi bir derdi olmuyor. Bir trend oluşuyor. Hem yapımcılar, hem kanallar onun peşine takılmak zorunda. Ve bunun sonucunda belirleyici unsuru panel sistemi oluyor. Yani reyting”.
Süper Baba’nın Seyircide Bugün Karşılığı Yok Turgut “Türkiye sosyolojisi o kadar çabuk değişiyor ki… 2000’lerin başında olan Mahallenin Muhtarları'nın ya da Süper Baba’nın bugün seyircide karşılığı olacağını sanmıyorum.” diyor. Ve söz konusu aile dizileri ile ilgili sorumluluğun TRT’de olduğu görüşünde.
Aile Dizilerini TRT Yapmalı “Aile dizileri, bu tarz dizilerinin öncüsü TRT olmalı. TRT riskleri alıp bu tarz işleri TRT’de yayınlayıp sonuç alırsa, hem diğer kanallar için hem yapımcılar için bir veri olur”.
Yurt Dışı Satışları İçin Uygun muFaruk Turgut bir de işin yurt dışı satış tarafını değerlendiriyor; “bu kadar bize özgü, bizi anlatan hikayelerin, yurtdışında çok da karşılık bulacağına inanmıyorum”. Ünlü yapımcı, “Keşke“ diyor; ”izleyici bu tarz işlere ilgi gösterse. Gelinen nokta temponun yoğun olduğu, olay akışın daha etkili olduğu bir durum. Sürekli seyirciyi şaşırtan şeyler vermediğiniz noktada seyircinin dizilere ilgisi olmuyor”.
Aynı Şeyleri Söylüyor Bir İstanbul Masalı ve Hırsız Polis gibi başarılı işlere imza atan bu sektörün en kıdemli isimlerinden Erol Avcı da benzer görüşte; “Zor çünkü, seyirci, yeterli reyting alacak kadar seyretmiyor bu ölçüm sistemine göre. Yurt dışı satışı da sorunlu”.
SİLAHLI TARAMA İPTAL OLDU
Gözler ekranda şiddete döndü diye yazdım. Gözler Yeraltı'na çevrildi. Mafya hikayesi. Ama özünde hicvi barındıran “mafya karakterler”ni de ‘ti’ye alan bir anlayışı var. Biraz aşk var, eh tabancalar da mevcut. Son bölümde bir sahne dikkat çekti bu anlamda. Donçiçi aile içinde alınan “Kimse bir yere ayrılmayacak” kararına uymadığı ortaya çıkıyor. Haydar Ali; “Bozo demedi mi kimse dışarı çıkmayacak etrafta dolanmayacak diye?”. Yavuz; “Donçiçi (Rıfat Ağa) o kadar kurşun sıkacak bir de onun havasını basmayacak mahallede”. Dediği de çıkmıştır. Sonraki karede Donçiçi oğlu Derman ile mahallenin berberi Hasan Usta’da traş oluyor. Bu arada fonda meşhur “Kurtlar Vadisi” esintisi bir müzik. Rıfat Ağa artık İstanbul’un kendinden sorulduğunu söylemesini Hasan Usta’dan ister. Dışarıda da Volkan oturmaktadır. İçeri girer “Enişte çıkmamız lazım” der. O sırada beyaz bir araç ve içinde silahlı adamlar dükkana doğru gelir. Biz bu sahneyi görüyoruz. Volkan “Yatın yere yatın“ diye bağırır. Ve sonrası yoktur. İlk defa uzun bir aradan sonra bir tarama sahnesi sanırım, bu tarz yapımlarda kesilmiş oldu.
Peki Eşref RüyaValla son bölüm bir silahları birbirine doğrultmuş üçlü vardı. Yaşar, Kenan, Kadir… Bu arada bir tane arada kurşunu alnına yiyen vatandaş da vardı. Sonra Eşref’in minibüsten adamların arasından kurtulma sahnesi vs… Yani dizi tam gaz. Tabii bölüm finali de işte o ters köşe dedikleri olaydan. “İhtiyarın kızı, aşık olduğun kadın Nisan en büyük düşmanının kızı“ sözü Eşref’i yıkıyor. Şimdi genç çocuklar Eşref’e özenerek mi okula tabanca ile gidiyor?
TOPLUMSAL SORUMLULUK DEDİKLERİ
Kızılcık Şerbeti son bölüm bir “Toplumsal sorumluluk silsilesi“ gibiydi. Sorumluluk adına yok yoktu. Ömer ile Kıvılcım bir benzincide duruyorlar. Bir şeyler alacaklar. Markete iki kasklı giriyor. Biri genç bir kadın diğeri, uzun boylu bir erkek. Genç kız dört elini kaldırıp indiriyor kasada durana. Kıvılcım, durumu anlıyor. Ömer ile onları takip ediyorlar polise haber veriliyor. Ve yolları kesiliyor. Kıvılcım televizyon programında bu konuya değiniyor.
Ömer'den Yağız’a Hapislik Öğütleri Yağız bir nevi psikopatımız. Ömer’e tuzak kurayım derken kendisi düşüyor. Pişman olduğunu söylüyor. Ömer onu polise teslim ediyor. Karakolda Yağız’a söyledikleri; “Bir kadının hayatına öyle ya da böyle izinsiz girmek onu tehdit etmek, hayatının sonuna kadar o kadını korkutmak demektir. Bu bir erkeklik değil. Bu bir suçtur. Sen bir kadının hayatını mahvettin. Şimdi senin sıran geldi. Birazdan layık olduğun yere gireceksin, o kapı yüzüne kapanacak. Ve o karanlıkta anlayacaksın, korku neymiş”. Sonra, Yudum meselesi geldi. Hani şu TV kanalında işe başlayan sonra burada yükselme adına Asil’i de kafa kola alan ve hatta daha da ileri giden kızımız. Yudum’u işe sokan Kıvılcım. Asil’in odasında soruyor; “bu kız neden işten çıkarıldı?”. Asil anlatmaya başlar. Tam hikayeyi biz biliyoruz da Asil nasıl anlattı onu duymadık. “Çok üzüldüm. Bu kızın hem eğitim, hem durumu onu bir yerlere getirecek potansiyelde. Ailesi de çok iyi, yakından tanıyorum”. Asil “Yudum’a bakıyorum. Son sürat bayır aşağı fren yok yani”. Kıvılcım bugüne gönderme yapıyor; “Bugün o sosyal medyada sahte hayatları gerçek zannedip izleyip izleyip, sonra bu duruma düşüyorlar”. “Evinde koltuk yok. Oturacak yer yok. Eline almış bir tane aynayı, yüzüne sürüyor allığı, beş kuruş parası yok ondan sonra nereye? Dubai’ye. Kimse de sormuyor bu Dubai’ye gitmenin bedeli nedir?” Asil’den geliyor. Bu konuların dizilerde işlenmesi doğru. Sanırım son yaşananlar itici güç oldu. Başımıza bir iş gelmesi gerekiyor uyanmak için.
İnfluencer’lar Yarışmada Bir yarışmamız var. “Ünlüler” yarışıyor. Bu “ünlülerin” bir bölümü de dizimizde adı geçen "sosyal medya fenomenleri" ya da “influencer”lar. Şimdi onları izleyen gençlerimizin etkilenmemesi mümkün değil. Öte yandan bir başka gerçek var; bu internet ortamı sonrası, yaptıkları bu işleri “meslek” olarak değerlendirilmesi. Sayfa açıyor instagramda ürün pazarlıyor envai çeşit, tutan tutuyor, tutamayan gidiyor. Bunu yasaklamak mümkün mü? Hayır. Peki bırak serbest piyasa dediğinizde de bu rezil durumlar oluyor. İnsanoğlu zengin olmak, para kazanmak, şöhret sahibi olmak gibi ünvanlara meraklı. Kapitalizm dedikleri de, “Merak etme ben buradayım, seni zengin edeceğim” diyen bir sistem. Tabii hüsran hallerine karışmıyor. “Her koyun kendi bacağında asılır” diyerek işin içinden sıyrılıyor. Hem toplumsal yapının hem de buna çeki düzen verecek bir yönetimin, işbirliği gerekiyor. Şu an görülen, bu bizde dibe vurmuş durumda. Dizilerin içinde ufak tefek de olsa, böyle senaryonun içinde “Hayat Bilgisi dersi” verir gibi olmamak şartı ile mesajlar serpiştirmek, faydalı olacaktır.
AKLIMA TAKILANLAR:MESELA BİZ BU DİZİYİ İZLEDİK Mİ?
“Ya İstiklal Ya Ölüm” dizisi TRT işi. Bu dizi Kurtuluş Savaşı’nın 100’ncü yılı için yapılmış bir iş. Ekip kalabalık ve ünlüler ordusu. Bu süre içinde bitmesi aslında bilinçli olmuş. İstanbul’un işgalinin yüzüncü yılı olan 16 Mart 2020’de yayınlandı. Dizinin son bölümü ise, TBMM’nin açılışının yüzüncü yılı olan 23 Nisan haftasında ekrana geldi. Sonra gördüğüm, mesela 2022 yılında 12 bölümlük diziden kırpılıp bir film yapılmış 23 Nisan’da yayınlanmış. Bu sene 23 Nisan’da da yayınlandı. Ev ahalisi denk geldi. Bizim tarihi dizilerimizin mekan sorunu burada da görülüyor. Yapma bıyık vs. durumları burada da var. TRT’nin Ziya Öztan imzalı işlerine bugüne kadar yaklaşan olmadı. Genel hatları ile seyredilen, akıcı bir toparlama olduğunu söyledi ev ahalisi. Gönül isterdi ki, bu bölüm bölüm ekrana gelsin. Mesela yayınlandığında ne kadar izlenmiş? İlk bölüm Top 10 listesine girmiş. Unutmadan, dizi 6 hafta boyunca 2’şer bölüm yayınlandı. Yüzde 4’leri görmemiş. Sonraki haftalar altlarda yer almış. Peki son 23 Nisan’ da yayınlanan ne durumda? Sıralamada ilk on içinde yok.Odatv.com
