'Panter Emel' portresi: 'Yoğurt ekmek yer, onları doyururdu'
'Panter Emel' olarak bilinen Emel Yıldız'ın, kızının ölümünden yaklaşık 40 gün sonra 85 yaşında hayatını kaybetmesi, sinema dünyasının yanı sıra hayvanseverler tarafından üzüntüyle karşılandı. Peki 'Panter Emel' kimdi? Neden bu lakabı almıştı? Esas mesleği neydi? Hayvanları kurtarmak için verdiği çabadan belediye başkanlarıyla ve bakanla yaşadığı tartışmalara ve televizyon programlarındaki söylemlerine... OdaPati'nin ikinci sayısında, 'Panter Emel' portresi hazırladık.
'PANTER EMEL'İ OYUNCU TUNA ARMAN ANLATTI
18 Mayıs 1941'de Bulgaristan'ın Rusçuk kentinde doğdu. Ailesiyle küçük yaşta Türkiye'ye göç etti ve İstanbul'da büyüdü. Sinemaya 1950'lerin sonunda adım attı. Kamuoyunun büyük bölümü onu oyunculuğundan çok hayvan hakları mücadelesiyle tanıdı. Özellikle 1980'lerden itibaren sokak hayvanları için verdiği mücadele nedeniyle Türkiye'nin en tanınmış hayvan hakları aktivistlerinden biri haline geldi. Yeşilçam döneminden hayatının son dönemine kadar gündem yaratan söylemlerini ve şaşırtan çıkışlarını ele alacağız. Ancak sözü, kendisi de hayvan hakları aktivisti olan ve son günlerine dek görüştüğü tiyatrocu ve oyuncu Tuna Arman'a bırakıyoruz.
"ONU KINAYAN PEK ÇOK GENÇ, ONUN GİBİ OLMAYA BAŞLADIK"
"Yaklaşık 40 senedir tanıyorum. İlk gittiğim eylem onun eylemiydi. Tansu Çiller'in yalısının önünde, yine hayvanlarla ilgili bir problem vardı. Hayvan seviyordum ama yaşam hakkı anlamında vakıf değildim... 'Panter' lakabı da ona bir televizyon programı esnasında tesadüfen verilmiş bir lakap. Hatta kendisine sorulduğu zaman da 'Eşek Emel de dense Köpek Emel dense sorun yok. Hepsi bir hayvan' derdi. Yaşam hakkı savunucusuydu. Bir ömür harcadı son ana kadar. Poşetinde mamalarla gezen, sosisler salamlarla gezen biriydi. Bazen insanlar seslerini, duyurabilmek için yükseltirler. Karşınızda vicdanı çok yüksek biri var; hayvanı yok sayan kişilere sesini duyurabilmek için sürekli kavga konumunda görülüyordu. Oysa onu kınayan pek çok genç, arkasından gelen bizler, zamanla onun gibi olmaya başladık. Çünkü hayvan taciz davalarına gidiyorsunuz ve şahıs dönüyor 'Parkta bira içiyordum, yanım gelince o da istedi sandım' diye bir savunuda bulunabiliyor. İdrak edemediğiniz için bu kadar kötülüğü, sinir sisteminiz taşıyor ve siz de bağıran bir insan haline dönüşüyorsunuz. Sadece anlatabilmek için..."
"KENDİ YOĞURT EKMEK YİYEREK ONLARA MAMA ALIRDI"
'Panter Emel'in en çok görüştüğü isimlerden biri olduğunu belirten Arman, yaşamının son dönemine dek hayvanlar için neler yaptığını böyle anlattı: "Ben de yaklaşık 30 senedir aktivist olarak sahada görev yapıyorum. Ben de biraz uzağım, artık gençlere sahayı bıraktım. Emel Abla izinden giden insanlar bir hayvan kurtarırız, kendimiz kurtarırız. Çok pahalı mamalar yedirmeyiz ama kendi kazandığımız parayla yaparız. Emel Abla emekli maaşıyla, kendi yoğurt ekmek yiyerek, onlara mama alma ve yemek yedirme sevdasındaydı. Kimse de çıkıp diyemez 'Ben Emel Abla'ya bağış yaptım' diye... Tek güvendiği konuştuğu insanlardan biri bendim, Yedikule sorumlusu Meral Olcay ve Leman Sam'dı. Bizden başka güvendiği, inandığı insan yoktu. Bizden gelebilecek bir şeye ancak tamam derdi. Derdini de sinirini de bizlerle paylaşırdı. Ben 50 gün eylem yaparken geldi arkamda oturdu. Benim kendi kazandığım parayı hayvana harcadığımı gördükten sonra hep yanımda oldu. Protesto şiddet ve tecavüzün suç sayılması içindi. Hayvanlar canlı sayılmıyordu, cansız eşya sayılıyordu."
"ÇOK YARGILANDI, MAHKEMELERE ÇIKTI"
Arman, geçmişte 'Panter Emel'in neler yaptığına değinerek "Çok yargılandı, mahkemelere çıktı, hakaret davaları... Tecavüz edilen bir hayvan 'mındar oldu' diye vuruluyordu. Onları alıp gelen bir insandı, rahmetli Orhan Kural ile birlikte yaptıkları çok önemli şeyler vardı. Yargılandı, gözaltına alındı, hapis de yattı, beraat de etti. Onurlu bir yaşam sürdü. Hayvanların, yerel yönetimlerin sorumluluğunda olduğu için kanunu bilen bir kadındı. Hayvanların kısırlaştırılmaları ve aşılanmaları için de mücadele verdi. Bunların öncüsü bir insandı. Onun sayesinde de gidiyoruz bu yolda" dedi.
"CENAZESİNE GELMEDİLER... HAYVAN HAKLARINI BU KADINDAN ÖĞRENDİK"
'Panter Emel'in cenazesine gelmeyenlere sitem eden Arman şunları söyledi: "Cenazesine hiçbir dernek gelmedi. Eğer bu ülkede hayvan hakları dernekleri varsa bu kadın sayesinde yola çıkmış insanlardır. Bursa'dan bir dernek çiçek yolladı. Orda bedenen durmak da değil illa, ama bu ülkede hayvan hakları varsa bu mücadeleyi hepimiz bu kadından öğrendik. Sıfatını tanımayan adını bilir. Panter Emel bu ülkeye bir atasözü gibi, lakap gibi oturmuş bir unvandır. Hayvan hakları mücadelesi verene 'Aman Panter Emel gibi hepsi' derler, bu gibi kelimeler bu ülkenin literatürüne oturtulmuştur. Eğer hayvan hakları adına mücadele ediliyorsa, yolu bu kadın açtı. Ben Tuna Arman olarak 50 gün Taksim'de oturdum, kendimi köprüye bağladım, 250 bin imza topladım. Artık hayvanlar can sayılıyor, eşya sayılmıyor. Ben bir vatandaş olarak bunu başardıysam dernekler bir araya gelip yapabilirdi... 'Deli bir kadın bağırıyor', öyle değil ki... Onun bir hikayesi vardı, hem de önemli bir hikaye. Bir ömür harcadı tek başına. Mekanı cennet olsun. Onu tanımaktan ve bana inandığı için de gurur duyuyorum. Bu ülkeden bir Panter Emel geçti, yeri asla dolmaz."
ÇOK TARTIŞILAN HAYVAN YASASIYLA İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORDU: "ÖLMEK İSTİYORDU"
Türkiye'nin son 2 yıldır çok tartıştığı hayvan hakları yasasındaki değişimle ilgili 'Panter Emel'in ne düşündüğünü ve ne hissettiğini Tuna Arman şöyle anlatıyor: "Ölmek istiyordu. Hayvanların hala konu edilerek öldürülmesinin istenmesine... O da ölmek istiyordu. Düşünsenize... Ben yoruldum, o benim 30 yaş büyüğüm. Çok üzgündü ve yaşamak istemiyordu artık, mücadele etmek istemiyordu artık."
YEŞİLÇAM'DA OYNADIĞI FİLMLER
Emel Yıldız sinema kariyerine 1959 yapımı Feryat ile başladı. Avare Mustafa, Yeşil Köşkün Lambası, Cilalı İbo Perili Köşkte, Dişi Kurt isimli filmlerde oynadı. Daha sonra televizyon dizilerinde de göründü.
TÜRKAN ŞORAY'I SİNEMAYLA TANIŞTIRMA HİKAYESİ
Türkan Şoray'ın genç yaşta film setleriyle tanışmasında Emel Yıldız'ın büyük etkisi oldu. Şoray da Emel Yıldız'ın cenazesinde "Beni sinemayla ilk tanıştıran kişiydi" ifadesini kullandı. Peki bu hikayenin aslı ne?
'PANTER EMEL' BAŞROLDEYDİ: SON ANDA TÜRKAN ŞORAY'A GİTTİ
Türkan Şoray'ın oturduğu evin sahibinin kızı olan 19 yaşındaki oyuncu Emel Yıldız, bir gün Şoray'a "Annenden ben izin alırım, seni bizim film setine götüreyim" dedi. Haberturk.com'da Mehmet Çalışkan'ın aktardığına göre "Köyde Bir Kız Sevdim" filminin setine yeşil mantosuyla giden Türkan Şoray'ı gören Türker İnanoğlu, normalde Emel Yıldız'ın canlandıracağı "köylü kızı" rolününü Şoray'a vermek istedi. Ancak annesi "O daha öğrenci, öğretmen olması için yatılı okula gidecek" dese de ısrarlar sonucu Türkan Şoray, henüz 15 yaşındayken bu filmin başrolüne geçti.
BAŞROLÜ ALMASI NEDENİYLE TÜRKAN ŞORAY'A KIRGIN MIYDI
Emel Yıldız ise 13 filmin ardından oyunculuk kariyerine büyük bir ara verip, kendini hayvan haklarına adadı. 1998'de yine setlere dönerek "Affet Bizi Hocam" dizisinde, "Roman Havası" filminde rol aldı. Ancak Türkan Şoray'a geçmişte, başrolü alması nedeniyle........
