menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nâzım Hikmet'in CIA’cı Ruzi Nazar’a uyarısı

56 0
previous day

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi 8 Kasım 2021’de Türkiye’nin yakın dönemine tarihi bir kayıt bıraktı:

Mahkeme, Ruzi Nazar – Enver Altaylı ilişkisini "iki Türk milliyetçisinin dostluğu" olarak değil; CIA'nın Türkiye'yi kontrol altında tutmak için kurduğu casusluk çalışması olarak tanımladı.

27 Mart 2019 tarihli MASAK Mali Analiz Raporu’nda, Enver Altaylı ile Ruzi Nazar ve Nazar’ın oğlu Erkin Nazar arasında “yüksek meblağlarda ve çok sayıda SWIFT işlem kaydı” bulunduğuna ilişkin tespitler yer almıştı.

Enver Altaylı, bu “emir / komuta” ilişkisini perdelemeye çalıştı.

Kuşkusuz Ruzi Nazar ve Enver Altaylı’yı birbirine yakınlaştıran etnik bağ ve ideolojik birliktelik var. Fakat bu bir MİT görevlisinin mesleki sınırlarını aşarak ABD / CIA politikalarının aparatı haline gelmesi gibi hazin bir öyküye dönüştü…

Bahsettiğimiz sürecin ayrıntılarını anlatan bir kitap var: “CIA’nın Türk casusu: Ruzi Nazar”

FETÖ TEMİZLİĞİNDE KİTABIN DEĞİŞEN ROLÜ

Enver Altaylı, kitabında Ruzi Nazar’ı Sovyetler Birliği’nden Nazi Almanyası’na, oradan ABD ve CIA’ya savrulan bir “devletler arası casus” olarak değil, temel amacı Türkistan’ın Sovyet hâkimiyetinden kurtulması olan bir Türkistan milliyetçisi olarak tanıtıyor.

CIA yöneticisi Nazar’ın Türkiye'deki siyasilerle, askerlerle ve istihbaratçılarla kurduğu "derin" ilişkiler övünerek anlatılıyor.

FETÖ mensuplarının ve Altaylı gibi CIA merkeziyle doğrudan temasta olan kişilerin, kendilerini dokunulmaz olarak gördükleri zamanda yazılan kitap (Doğan Yayınları, Şubat 2013) FETÖ temizliği sürecinde bir itiraf metnine dönüşmüş durumda.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KALBİNE YERLEŞEN CIA YÖNETİCİSİ

Altaylı’nın Ruzi Nazar kitabı Türkiye Cumhuriyeti'nin kalbine, Amerikan istihbaratının nasıl yerleştiğini, ordunun ve siyasetin nasıl yönlendirildiğini belgeliyor.

Altaylı, Nazar’ın sıradan bir biyografi yazarı değil, emir komuta düzeyinde çalışan bir öğrencisi. Nazar’ın özel arşivinin, görüşme kayıtlarının ve binlerce ciltlik kitaplığının kendisine bırakıldığını Altaylı bizzat kendisi anlatıyor. Samimiyet seviyesi bu derece ileri...

Gözlerden kaçmaması gereken önemli bir nokta şöyle:

Altaylı, 24 Mayıs 2015'te Habertürk'teki söyleşisinde kitapla ilgili CIA’dan doğrudan “izin almadığını”, ancak avukatlarının CIA hukuk bürosuna kitabın yayımlanacağını bildirdiğini ve CIA’dan “mahsur görmedik” cevabı geldiğini açıklamıştı.

Kitap, önemli bir birincil kaynak. Nazar’ın kendisini nasıl gördüğünü, Soğuk Savaş yıllarındaki antikomünist Türkçü çevrelerin ABD ile ilişkiyi nasıl meşrulaştırdığını, CIA ile Türk milliyetçiliği iddiasındaki belirli bir kanadın Sovyetler meselesinde nerede, nasıl buluştuğunu anlamak açısından son derece değerli.

FERGANA VADİSİ'NDEN CIA KARARGAHINA

Ruzi Nazar 21 Ocak 1917’de Fergana Vadisi’ndeki Margilan’da doğdu.

Nazar’ın ailesi Margilan’ın köklü ipekçi ailelerinden. Babası Camşid Umirzakoğlu, ipek üretimindeki ustalığı nedeniyle çevresinde büyük saygı gören bir zanaatkâr. Aynı zamanda sanata ve müziğe meraklı. Kitaptaki dikkat çekici aile hikâyelerinden biri, sesi çok güzel olan genç Mamurcan Uzakov’u görüp yeteneğini fark etmesi ve evine alması. Uzakov daha sonra Özbek klasik müziğinin önemli isimlerinden biri haline geliyor.

CEDİDÇİLİKTEN EMPERYALİZMİN ASKERLİĞİNE

Ruzi Nazar, 1923’te Cedidci eğitim anlayışındaki Nogay Hoca’nın okuluna başlıyor. Cedidcilik, Türk-Müslüman toplumlarında milli bilincin oluştuğu önemli bir damar. Bu eğitime rağmen Ruzi Nazar 1940’tan sonra devrimci milliyetçiliğin halkçı / kamucu fikrini değil emperyalist Batı devletlerinin liberal / anti sol görüşlerini benimsiyor.

Ruzi Nazar, Sovyet ordusunda teknik ve askeri eğitim görüyor, subay oluyor ve Ukrayna-Odessa bölgesinde görevlendiriliyor. 22 Haziran 1941’de Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırmasıyla saf değiştiriyor. Kitapta bu süreç ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.

SOVYET ASKERİYKEN NAZİ ORDUSUNA KATILIYOR

Ruzi Nazar, Alman işgali altındaki bölgede Almanlara bağlı yardımcı birliklerden birine giriyor. Avusturyalı bir astsubay olan Baumann’ın aracılığıyla Nazi yanlısı Türkistanlı askerlerin birliğine geçiyor.

Kitapta Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Tacik ve diğer Orta Asyalı savaş esirlerinin içinde bulunduğu felaket koşulları uzun uzun anlatılıyor. Açlık, hastalık, soğuk ve kötü muamele nedeniyle çok sayıda esir hayatını kaybediyor...

ÖNCE ALMANYA SONRA ABD

Berlin’in düşmesi, Nazi devletinin çözülmesi ve örgütlerin dağılmasıyla Nazar’ın hayatı yeniden tamamen değişiyor. Savaş bittiğinde Nazar’ın hiçbir devleti yok. SSCB’ye dönemiyor. Savaş bittiğinde eski Nazi karşıtı ittifak hızla dağılıyor. ABD ile Sovyetler Birliği arasında Soğuk Savaş başlıyor.

1930’larda Sovyetler Birliği’ne karşı Almanya’dan destek alanlar 1945 sonrasında ABD’nin denetimine giriyor.

ABD KARARI: TÜRKİSTANLILARA YARDIM

Tarihi ‘kavşaklar’ olması hasebiyle kitapta da yer alan bazı önemli noktaları belirtelim:

ABD, 27 Eylül 1947’de bir istihbarat raporunu karar haline getirdi: ABD, Orta Asya’da yoğun bir faaliyet yürütecek. Türkistanlılar desteklenecek. (s.236)

Bu kararın uygulaması kitapta aynen şöyle anlatılıyor:

“CIA’nın kuruluşundan önce ABD........

© OdaTV