menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlber Ortaylı'nın kaçtığı tek soru: Alay ettiği Atatürk tezi... Sistemin starları

72 0
28.03.2026

İlber Ortaylı bir medya fenomeni olarak sürekli tek taraflı konuşan, tartışmaya kapalı, eleştiriye de gelmeyen bir bilim insanıydı. Şimdi de sevenleri aynı tavrı gösteriyor. Gerçekte nasıl bir bilim insanıydı? Politik duruşu neydi, felsefi duruşu neydi, bir tarihçi olarak bilimsel tarzı nasıldı? Atatürk’ün Dil ve Tarih tezine neden ve nasıl karşıydı? Esersiz, kanıtsız, dayanaksız ne gibi iddialarda bulunmuştu? Enine boyuna kısaca bir bakalım. Daha baştan belirteyim. Onu inceliyor ve eleştiriyorsam, derdim kişilerle olduğu için değil. Starlar yaratan, “bilim giyen adamları” konuşturan, onlar aracılığıyla toplum bilincini şekillendiren sistemi sergilemektir amaç.

İlber hoca topluma tepeden baktı. Elinde bilimin tokmağı, kafasını çıkarana indirdi tokmağı. Köstebek vurma oyunundaki gibi. Aykırı her bilgiyi cahillik ürünü saydı. Şimdi de onun sevenleri, yalnızca İlber hocanın erişebildiği olmayacak ölçütleri şart koşuyorlar, onu eleştirebilme yeterliliği için. Şu kadar dil bileceksin, şöyle arşivlere gireceksin, böyle yayın yapacaksın, şu kadar eser vereceksin vs... Sanki bir fikir eleştirmiyoruz, masaldaki padişahın kızını istiyoruz. Öyle imkansız zora koşmalar… Tabii böyle ön koşulların bilimsel tartışma ve akademik eleştiri yöntemiyle alakası yok. Yine de o koşulları karşılamaya çalışalım. Bakalım hangi konuda İlber Ortaylı’nın ne eseri var, biz aciz kulların aynı alanda ne yayınları var?

ORTAYLI’NIN POLİTİK DURUŞU

En azından burada, Odatv’de benim alanım dil, tarih, kültür. O bakımdan ilk iki başlık altında bir şeylere kısaca değineceğim. Sonra asıl konu, ortak konu, tarih alanına geleceğim.

İlber Ortaylı’nın uzun yıllar “Cemaat” ile birlikte çalıştığını herkes biliyor. Bunu kendi de saklamıyor. Gerçi bu konuda fazla soru sorulunca sinirleniyor ancak TV programlarında Fethullah Gülen’le birçok kez görüştüğünü itiraf etmişti. Bundan da olağan bir şey gibi söz etmişti. Onu övdüğü Cemaat’e ait bazı programlara ulaşamıyoruz şimdi. Gülen’in belli yönlerini olumlu bulduğu bazı yazılı kayıtlar mevcut. Ancak Gülen’i yerdiği herhangi bir yazı, kayıt hâlâ yok.

Sadece 15 Temmuz’dan sonra onların asıl yüzünü gördüğüne dair bazı cümlelerini biliyoruz. Zaten bunu belirtmeseydi ikamet adresi farklı olurdu. Bu bakımdan bu kısmi nedamet iyi. Ama marifet sayılmaz. FETÖ’nün okulları için bayağı bir çalıştığı bilinen bir şey. O konuda her belgeye ulaşamıyoruz. Ancak bu bağlamda 2005 tarihli “Barış Köprüleri” adlı kitap elimizde. Ön kapakta başı çeken üç yazarın ismi geçiyor. Gülen için çalışan Toktamış Ateş. Öbürleri Eser Karakaş, İlber Ortaylı. Kitabın içinde “yetmez ama evetçi”, cemaatçi başka birçok “alimin” yazıları…

Açık Atatürk karşıtı Mustafa Armağan ile 2002 tarihinde bir kitap çıkardı Ortaylı. Yine aynı kişiyle ortak, çok yazarlı başka bir kitabı daha var. Çok sonraları, neredeyse 15 yıl sonra Mustafa Armağan’ın Atatürk’le ilgili başlangıçtan beri değişmeyen fikirlerini yeni duymuş gibi yaptı İlber Ortaylı. Armağan’a bir dizi halinde kaba hakaretler etti. Böylece Atatürkçülerden bol alkış aldı. Armağan ise Ortaylı’yı kendisinin şöhret yaptığını belirtiyor ki, Ortaylı’nın kitaplarının çıkış tarihlerine baktığımızda, bu iddianın pek de yersiz olmadığını görüyoruz.

Ergenekon davaları başladığında Topkapı Müzesi’nin başına getirildi. AKP iktidarının her döneminde yükselişi devam etti. 2009’da Milliyet’teki bir makalesinde şöyle yazdı:

“Ergenekon davası Türk adliye tarihini gelecekte de çok işgal edecektir. Hakkında hüküm vermek zordur. Ama davanın ne derecede tutarlı gittiğini bugünden söylemek mümkün değil. Modernleşme tarihimizin dönüm noktası olarak mı yoksa başka türlü mü değerlendirilecek, şimdiden hüküm vermek istemiyoruz”

Hassas konularda sürekli yuvarlak konuşarak açık vermemeye özen gösterdi. Ama sürekli açık verdi. Çünkü çok konuştu, o kadar olmasa da çok yazdı.

Bir fikir insanının Atatürkçü olup olmaması benim yargımı fazla etkilemez. Hatta Fethullahçı olup olmaması da benim için ikincil meseledir. Pişman olmuş, yanlışını anlamışsa, bu iyi bir şeydir. Asıl önemlisi fikir namusu, fikir dürüstlüğüdür. Düşüncede ve bilgide samimiyettir. İlber hoca bu noktada ne durumdadır? O bir yana, onu sevenlerin, özellikle Atatürkçü hayranlarının bilincindeki yarılma endişe verici boyutta.

ORTAYLI’NIN FELSEFİ DURUŞU

Burada daha çok bilim felsefesine değineceğim. Açıkçası Ortaylı’nın ne bitmek bilmeyen TV programlarını, ne makalelerini, ne kitaplarını… Pek izlemedim, hep kaçmaya çalıştım. Ama nasıl reklamlardan kaçmaya çalışırsınız, bir karabasandaki gibi eliniz kolunuz sesiniz tutulur, kaçamazsınız... İllaki gözünüze gözünüze girer, kafanıza kafanıza çakılır. İlber hocadan da kaçmak mümkün değildi. Nereye sıvışsanız bir yerde sizi bulur, yine tokmağını kafanıza çalardı.

O yüzden Hoca’nın sol düşmanı, komünizm düşmanı olduğunu biliyorum da, kendi şahitliklerim az. Daha çok alıntılardan biliyorum bunu. Gerçi bu konulardaki alıntılarda yanındaki papyonlu beyin performansı çok daha iyi. Ortaylı........

© OdaTV