Eskişehir'den Wisconsin'a, Kaliforniya'dan Kahramanmaraş'a
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, Türkiye’yi derinden sarstı. Her ne kadar birbirinden bağımsız gibi görünse de katliamların birbiri ile dolaylı yoldan bağlantılı olabileceği, bu nedenle paylaşılan bilgilere azami dikkat edilmesi gerekliliğini belirtmiştik.
ABD uzun yıllardır mücadele ettiği ve önlemek için çok sayıda araştırma yaptığı okul saldırıları konusunda hatırı sayılır bir literatüre sahip. Bu literatür incelendiğinde görülen en belirgin özellik ‘bulaşıcı saldırı’ kavramı.
Bulaşıcı saldırıların ardından ortaya çıkan deliller (mesajlar, manifestolar, paylaşımlar vs) çoğu saldırganın ‘şöhret olma, herkes tarafından görülme ve konuşulma’ motivasyonu taşıdığını gösteriyor.
Bunu, akademik çalışmalar ışığında anlatalım:
Adam Lankford’un 2016 tarihli “Fame-seeking rampage shooters” (Şöhret arayan kitlesel saldırganlar) çalışması, kitlesel saldırganların bir bölümünün doğrudan ünlü olma motivasyonuyla hareket ettiğini ortaya koyuyor. Çalışmaya göre modern toplumda şöhret yer yer klasik başarı ölçütlerinin önüne geçerek başlı başına bir hedef haline gelmiş durumda. Bu bağlamda bazı saldırganlar, başarıya giden meşru yolları kullanamadıklarında, Merton’un sapma kuramında tarif ettiği gibi alternatif ve suç içeren yolları tercih ediyor.
(Robert K. Merton'ın Sapma Kuramı (Gerilme Teorisi), toplumun belirlediği kültürel hedefler (örneğin başarı, zenginlik) ile bu hedeflere ulaşmak için sunulan meşru araçlar (eğitim, iyi iş) arasındaki uyumsuzluğun sapkın davranışlara yol açtığını savunur. Merton, bu anomiyi toplumsal yapıdaki ‘gerilme’ olarak tanımlar)
Şöhret bir başarı hedefi haline geldiğinde, bazı bireyler bunu elde etmek için şiddeti bile araç olarak kullanabiliyor.
BİRBİRİNDEN ETKİLENENLER
Araştırma, özellikle ABD’de şöhret ile kötü şöhret arasındaki sınırın bulanıklaştığını vurguluyor. Bu kültürel dönüşüm, yalnızca olumlu başarıların değil, suçun da görünürlük ve tanınırlık sağlayan bir araç haline gelmesine yol açıyor.........
