Öcalan’ın Kilimi ve “Ortak Kuruculuk” Masalı
Öcalan'ın Kilimi ve "ORTAK KURUCULUK" Masalı: Türk Devlet Aklına Yapılan Siyasi Saldırı?!
...
Atatürk, Samsun’a çıkışından itibaren "millî egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek" kararını açıkça beyan eder.
Bu, Türk milletinin kurucu iradesini en net ifade eden kısımlardan biridir.
Bugün aslında dündü.
Binlerce yıllık tarih, aynı hakikati fısıldar:
Bu topraklarda kaosu düzene çeviren, kültürü devletin çatısı altına alan, mekânı vatan, zamanı devlet yapan irade Türk'tür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün az bilinen vecizesiyle başlayalım:
"Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu.
Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir.
Beşik doğanın rüzgârıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; onların oğlu oldu.
Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu...
Türk budur.
Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir."
Öncelikle…
Atatürk, bu sözle yalnızca Türk milletinin ontolojik köklerini değil, aynı zamanda Türk tarihinin kurucu iradesini de ortaya koymuştur.
O, Türk'ü sadece bir etnik kimlik olarak değil; binlerce yıllık bir devletleşme, nizam kurma ve uygarlık inşa etme iradesinin somutlaşmış hali olarak tanımlamıştır.
Atatürk'ün bizzat kendisi, bu kurucu iradenin en büyük temsilcisi ve taşıyıcısıdır.
Türk tarihinin kesintisiz devamını sağlayan o irade, Atatürk'le birlikte modern çağda yeniden billurlaşmış, Cumhuriyet'le taçlanmıştır.
Nitekim…
Nutuk'ta Atatürk, bu kurucu iradeyi şu net ifadelerle ortaya koyar:
"İstanbul'da bir kısım rical ve kadınlar da hakiki kurtuluşun Amerika mandasını talep ve teminde olduğu kanaatinde bulunuyorlardı.
(...)
O da milli hakimiyete........© ngazete
