Ankara Havası
Zaman zaman gidiyorum Ankara’ya. Ömrümün yarısından fazlasını geçirdiğim Başkent’i her gidişimde daha değişmiş buluyorum. Havası da, tavası da, insanı da, yolu yordamı da çok farklı artık. Eskinin o mütevazi, sakin ve düzenli memur kentinin yerinde yeller esiyor şimdi. Gösterişli binalar, gökdelenler, lüks otomobiller ve kravatsız bürokratlardan oluşan sun’i ve yapay bir kent fotoğrafı çıkmış ortaya. Partilerin vekillerine de rastladım. Onlara milletin vekilleri diyemiyorum artık. Yıllardır partilerin yaptıkları listelerdeki tanımadığımız adamlara veriyoruz oylarımızı. Ben Muğla’da yaşıyorum. Oy verdiğim mebuslardan hiçbirinin yüzünü bile görmedim. Sadece onlar mı, Belediye Meclis üyelerini bile tanımıyoruz ki.. Partiler kimi aday göstermişse, mecburen onlara oy atıyoruz. Bunun da adına seçim diyoruz, demokrasi diyoruz işte..
Hani bir hızlı tren vardı Ankara ile İstanbul’un arasını 3,5 bilemediniz 4 saate düşüren. O tren yine var ama hızlılığı gitmiş, istasyon sayısını arttırdıkları için 5,5 yada 6 saatte varıyor Başkent’e. Şikayetler çok arttığı için, şimdi başka bir formül üzerinde duruyorlarmış. Farklı ve daha kestirme bir hızlı tren hattı yapılacakmış galiba. Hızlı tren, hızlı ulaşım diye başlıyoruz işe, duble yollar filan diyoruz ama, işin sonunu getiremiyoruz ki. Ankara’nın trafiği İstanbul’dan beter hale gelmiş. Çok yerde kitleniyor ulaşım. Gıdım gıdım gidiyor araçlar. Bizi yönetenler, üst düzey idareciler, vekiller filan çakarlı arabalarla, eskortlarla gittikleri ve halktan kopuk yaşadıkları için göremiyorlar felaketi. Araba sayısı her geçen gün artıyor. Bazı evlerde(ana-baba-evlat)üç araba var. Otoparklar, yollar yetmiyor işte. Bunu düşünen yok ki, araç satılsın da devlet araç fiyatının iki katı vergi alsın. Böyle çalışıyor........
