Tılsımlı Deri’deki Rafael ile günümüz Rafael’leri...
Lise yıllarımda Balzac’ın Tılsımlı Deri adlı romanını okuduğumda, henüz hayatın başındaydım… Romanın kahramanı Raphael de Valentin’in başına gelenleri fantastik bir hikâye olarak değerlendirmiştim… Hatırlatayım…
Raphael, yoksulluk ve umutsuzluk içinde kıvranan genç bir adamdır… Hayattan beklentileri büyük, imkânları küçüktür… Bir gün esrarengiz bir antikacı dükkânında, sahibinin bütün dileklerini gerçekleştiren tılsımlı bir deri bulur… Ancak derinin korkunç bir özelliği vardır: Gerçekleşen her dilekle biraz daha küçülmekte, küçüldükçe Raphael’in ömrü de kısalmaktadır… Yani genç adam her istediğine kavuşurken, yaşama hakkından biraz daha kaybetmektedir… Ve işin en acıklı tarafı… Bunu bilmesine rağmen istemekten vazgeçememektedir…
İhtiyaçları aklın değil duyguların belirlediği bir toplum...
Balzac bu romanı 1831 yılında yayımladı… Aradan neredeyse iki asır geçti ama insanın ihtirası hiç yaşlanmadı… Değişen sadece ihtirasın kullandığı araçlar oldu…
Eskiden krallar daha fazla toprak istiyordu, bugün siyasetçiler daha fazla iktidar istiyor…
Eskiden tüccarlar daha fazla altın istiyordu, bugün iş insanları daha fazla milyar istiyor…
Eskiden insanlar kendilerini başkalarıyla kıyaslıyordu…
Bugün başkalarının sosyal medya hesaplarıyla........
