menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lavaş deyip geçmeyin!

372 8
30.01.2026

Mersin’deki lavaş operasyonunu hepiniz görmüşsünüzdür.

İlgili haberi okurken önce “lavaş” sözcüğünün operasyona verilen bir isim olduğunu ve asıl konunun uyuşturucu gibi bir şey olduğunu düşünmüştüm.

Sonra gerçek lavaştan söz edildiğini anlayınca da Zaytung haberi olduğu fikri aklımdan geçti. Bir nevi şaka haber yani...

Sonra detaylara nüfuz edince anladım ki haber gerçekten yazıldığı gibiymiş

Lavaş işi öyle karlı bir iş olmuş ki mafyası türemiş.

Eli silahlı birtakım adamlar, piyasada tekel olmak için rakiplerini hizaya getirmeye çalışıyormuş.

Operasyonla ilgili açıklamalarda 85 banka hesabında 10 milyar liraya el konulduğu bilgisi vardı. Bir de Türkiye’nin yaklaşık 150 milyon dolarlık lavaş ihraç ettiği...

***

Nedense haberi okurken geçmişe gittim.

Karlı bir kış gününde bizim ahırın hemen yanında ellerimle inşa ettiğim tandır damına...

Ortada yaklaşık bir metre derinliğinde bir tandırımız vardı.

Tandırın bir yanında masif ahşaptan hamur teknesi duruyordu.

İçindeki hamurun ekşiyip ekmek yapmaya hazır hale gelmesi için tekneyi öyle güzel sarıp sarmalarlardı ki...

Sanki yeni doğmuş bir bebeğin mışıl mışıl uyuduğu bir beşik.

Hamurun üzerindeki örtüler kalktığında yayılan ekşi maya kokusunun büyüleyici bir kokusu vardı.

Sırf o kukuyu içime çekmek için o an orada olmak için çaba harcardım.

Sonra bir peşgunun (tahtadan yapılmış alçak yuvarlak sofra) üzerine un serilirdi. Teknedeki hamur küçük toplar haline getirilir ve pazen bir örtünün üzerine sıra sıra dizilirdi.

O hamur toplarının adı “künde” idi. Kaç künde varsa o kadar ekmek olurdu. Lavaş kündeleri küçük, “el ekmeği” denilen pide gibi ekmeklerin kündeleri büyük olurdu.

Annem ve Şamama........

© Nefes