Biz Bu Çağın Adalet Peşinde Koşan, Yorgun İnsanlarıyız
Her hafta zor geçiyor ama bu haftaya derin bir acı ile başladık.
Katar’da eğitim uçuşu yapılan helikopter teknik arıza nedeniyle düştü, bir binbaşımız ve iki Aselsan çalışanı şehit oldu. Şehitlerimiz gözyaşları ile toprağa verildi.
Trump, 1 aylık ateşkes için 15 maddelik anlaşma sundu, Tahran aşırı buldu.
Odak nokta, Hürmüz Boğazı.
İran Hürmüz’ü tamamen kapattı.
Diplomasi çabaları hız kazanırken karşılıklı saldırılar da sürdü.
Türkiye’nin 12 İslam ülkesi ile ‘Riyad Bildirisi’ne imza atmasına muhalefetten tepki var. ”İran kınandı, neden ABD’yi de kınamıyoruz?” sorusu yöneltildi.
Türk yakıt tankeri İstanbul’da, Karadeniz’de saldırıya uğradı.
Bakan Uraloğlu: “İnsansız deniz aracı ile yapıldığını düşünüyoruz” dedi. Rusya-Ukrayna savaşına bağladı.
Siyasetin gündemi de yoğun.
Süreçte yasal düzenleme konusunda tıkanıklık var. Torba yasa olmayacak, genel af çıkmayacak.
Düzenleme yaz aylarında Meclis’e gidecek.
İBB duruşmalarında savunmalar yapıldı.
En çok konuşulan, öne çıkan ise, itirafçı Murat Kapki’nin ifadesini, “Baskı gördüm, tahliye vaadine kandım, savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım.” diyerek geri çekmesi oldu.
Savunma yaparken neler söyleyeceği merak konusu.
İlk ara karar ise önümüzdeki hafta.
Tahliye çıkacak mı, göreceğiz.
Yaptığı yolsuzluk haberleri ile tanınan gazeteci İsmail Arı, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak suçlamasıyla bayram ziyareti için gittiği Tokat Turhal’da gözaltına alındı.
Savcının karşısına çıkmadan tutuklandı.
Tepki büyük elbette ama duyan yok!
Nedir bu gazeteci düşmanlığı?
40 gün oldu gazeteci Alican Uludağ’ın iddianamesi hâlâ hazırlanmadı.
Merdan Yanardağ da hâlâ cezaevinde.
Muhalefet, Dezenformasyonla Mücadele Kanunu’nu tartışmaya açtı.
Hatırlarsınız, ‘basına sansür yasası’ diye büyük tepki doğmuştu.
Ve MHP’li Fethi Yıldız’ın ‘Bu kanundan gazeteciler yargılanmayacak.’ sözü de ortada.
Şimdi soruyoruz: Hani gazeteciler tutuklanmayacaktı?
Tüm bunların dışında canımızı ve cebimizi yakan çok gelişme oluyor, oldu.
Onlardan birkaçına bakalım…
Haftalardır değişmiyor bu başlığın konusu.
Dünyada enerji ve akaryakıt krizi var ama faturanın ağırı bize kesiliyor.
Akaryakıta 24 günde 17 kez zam geldi.
Mazotun litresi bazı yerlerde 81 liraya dayandı.
ÖTV kalkanı da delindi, eşel mobil sistemi sona erdi.
İndirim gelmişti ki bir gün süreceğini anladık; hafta sonu dev zam beklentisi açıklandı.
Yani 18. zamdan bahsediyoruz…
Mazot demek, sofraya düşen ateş demek.
Tek tek etiket yazmayacağım fakat 1 kilo kıl biber 600 lira olur mu yahu?
Mutfaklarda yemek pişmiyor.
Kaldı ki tek dert beslenmek değil.
Isınmak da zorundayız.
Elektrik ve doğalgaza da Nisan’da zam sinyali var.
Bakan Bayraktar açık açık söyledi.
Gerekçe: İran savaşı.
21 yaşındaki futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti ile sarsıldık.
Detayları biliyorsunuz, Kundakçı; sosyal medya ünlüsü Aleyna Kalaycıoğlu ile eski erkek arkadaşı rapçi Vahap Canbay’ın barışması için aracı olmak istedi.
Silahlı saldırıya uğradılar.
Kundakçı’yı öldüren Alaattin Kadayıfçıoğlu ile türkücü İzzet Yıldızhan’ın da aralarında olduğu 7 kişi tutuklandı.
Hayatının baharında öldürülen gence ve ailesine mi üzülelim?
Saldırganların çakarlı araçlarla megakentte can almasına mı?
Ailenin daha ilk gün ölümle tehdit edilmesine mi?
Hepsine var gücümüzle üzülüyoruz.
Memlekette çocuklarımızı yaşatmıyorlar.
İlk değil, son da olmuyor.
Aileler adalet savaşı veriyor.
İzmir’de bir sürücüye, aracının dikiz aynasına koku (oto kokusu) astığı gerekçesi ile 2.167 TL ceza kesildi. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde yer alan “sürücünün görüşünü engelleyen aksesuar ve nesnelerin bulundurulması” hükmü gerekçe gösterildi.
Yani, trafik cezalarına servet bırakılıyor.
Caydırıcı olması tek umudumuz ama buna da pes doğrusu.
Bugüne dek görüşü engellemiyor muydu?
Vergiler, harçlar, art arda gelen zamlar yetmedi mi?
Ayakkabı dükkânı işleten genç bir kadın satış hilelerini ifşa ederken utanmadı.
Biz kendisi adına utandık.
Şunları söyledi: “Söylediğimiz yalanları anlatayım, mesela teki kayıp olan 39 numara diye satılan ayakkabı aslında 38 numaraydı, numaraları gizliyoruz. Yani ne yapalım, toptancı kabul etmiyor, elimizde mi kalsın? Biz de numaraları yakıp, gizleyip ayağına olana veriyoruz.” dedi.
Hz. Ömer “Utancı giden kimsenin kalbi ölür.” demiş.
Kul hakkına girip makyaj videosu kaydederken anlatmak da utanmazlıktır.
İstanbul’da biliyorsunuz kiralar uçuk, aidatlar da öyle…
Aidatlara dikkat çeken bir kadına hak verdik bu hafta.
“Site yönetimi 2+1 evlere 9.500 lira olarak açıkladı. Isınma yok içinde. Aşırı tepki olunca o 9.500 lira 8.500’e düştü. E bu dolandırıcılık.”
Tam anlamı ile ağlanacak halimize güldük.
Manava giden iki arkadaş kayda girdi ve bir görüntü kaydetti.
Söze “fakirlerin yiyemeyeceği meyveler” diye başladılar ve sıraladılar.
“Brezilya mangosu adet 750 lira, erik paket (6 tane) 850 lira, 1 tane nektarin 300 lira. Bunları belki 7 kişi toplanarak alabiliriz arkadaşlar, bakın biz muzumuzu aldık, mandalina ve portakal aldık, hayatımıza böyle devam ediyoruz.” dediler.
O kadar esprili anlattılar ki izleyenler kahkahalarını tutamadı.
Baştan söyledim, bu ağlanacak halimize gülmektir.
Evet, ‘her yeni hafta yeni umut’ diye sonlandırmaya çalışıyorum yazıları. Adalet diliyorum, hakkımızı her anlamda alabildiğimiz günlerin geleceğine vurgu yapıyorum; fakat bu hafta şunu söyleyeyim: Çocuklarımızın, gençlerimizin öncelikle öldürülmediği; sonrasında ise manav tezgâhlarına uzaktan bakıp iç geçirmek zorunda kalmadığı günlerin gelmesi umudu ile…
