Eşitsizlik Üzerine
Geçen hafta elime bir kitap aldım. Eşitsizlikle Mücadele, Olivier Blanchard ve Dani Rodrik editörlüğünde. Kapağı sade, içeriği değil. Sayfaları çevirirken fark ettim ki Türkiye'de eşitsizlik kelimesi çok konuşuluyor ama az anlaşılıyor. Herkes eşitsizlikten bahsediyor. Kimse hangi eşitsizlikten bahsettiğini söylemiyor.
Eşitsizlik tek bir kavram değil. Alt gelir grubunun derdi başka. Orta gelir grubunun derdi başka. Üst gelir grubunun derdi bambaşka. Birini diğeriyle karıştırdığınız anda çözüm yanlış yere gider.
Kitaptaki tablo bunu çok net gösteriyor. Satırlarda gelir grupları var, alt, orta, üst. Sütunlarda ise zaman var, üretim öncesi, üretim, üretim sonrası. Devlet ne zaman devreye giriyor sorusunun cevabı üç farklı evrede saklı. Üretim öncesi, kişi daha çalışmaya başlamadan önce devletin sağladığı imkanlar demek. Eğitim, sağlık mesela. Üretim, kişi fiilen çalışırken yaşadığı koşullar demek, ücret ve iş güvencesi gibi. Üretim sonrası ise kazanılan gelirin vergi ve transferlerle yeniden düzenlenmesi.
İşe başlamadan önce alt gelir grubunun devletten asgari beklentisi sağlık hizmeti ve eğitim. Çünkü insan hasta ya da eğitimsizse zaten yarışa geride başlıyor. İş hayatındayken beklentisi asgari ücret ve iş güvencesi. Çalışırken bile geçinemiyorsa bu emek meselesinden ziyade yaşam meselesi. Gelir oluştuktan sonra ise beklentisi sosyal yardımlar ve vergi indirimleri, devletin elindeki son fren.
İşe başlamadan önce orta gelir grubunun devletten beklentisi nitelikli bir yükseköğrenim. Çünkü orta sınıfın yukarı çıkma şansı büyük ölçüde eğitime bağlı. İş hayatındayken beklentisi iş kalitesi, yani çalıştığı yerin adil bir ücret bordrosu olması, sendikalı olabilmesi, ticaret anlaşmalarının onun işini yok etmemesi. Gelir oluştuktan sonra ise beklentisi güvenlik ağları, işsiz kalırsa, hastalanırsa, yaşlanırsa onu tutacak bir sistem.
Üst gelir grubunda ise zaten hayatta kalma........
