Türkiye'nin Libya ile İlişkilerinde Rüzgârın Yönü
Libya’nın uzlaşmaz iki parçası hala birbirleriyle uğraşmaktan ülkenin acil ekonomik ve beşeri sorunlarına çözüm getirmekte aciz gözüküyor. Tobruk ve Trablus yönetimleri, 2015 de imzaladıkları Skhirat Anlaşması(Libya Siyasi Anlaşması) ile BM tarafından tanınan Trablus yönetiminin, Libya adına anlaşmalar imzalamaya yetkili olduğunu dünyaya ilan etmişti. Ama sonra Halife Haftar ve Tobruk Temsilciler Meclisi sekizinci maddeyi[1] bahane ederek, Aralık 2017 de anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı. Bu durumda Kasım 2019 da imzalanıp, izleyen aylarda Türkiye tarafından onanan, Trablusgarp’taki Ulusal Mutabakat Hükumeti tarafından onanıp, onanmadığı belli olmayan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanı ve Askeri İşbirliği Anlaşmasının sudaki sureti, adeta Akdeniz’in yüksek dalgaları arasında gözden kaybolmuştu. İmzalandığında zaten epey gürültü koparmıştı. Yunanistan ve Mısır şikâyetlerini BM e, Haftar ise Rusya’ya taşımış, Türkiye ise bir süre konunun üzerine yatarak sorunu Dbeibeh yönetimiyle çözebileceğini sanmıştı. Ne mümkün? Şimdi gözlediğim en önemli değişikliklerden biri Türkiye’nin Libya’daki tutumuyla ilgili.
Tutum Değişikliğinin Önemi
Dışişleri Bakanlığının 2020 den itibaren “Libya’da barışın destekleneceği” yönünde yaptığı açıklama bazı tavır ve tutum değişiklikleri olacağını veya buna mecbur kalınacağını göstermişti. Ama aradan geçen 5-6 yılda, Birleşmiş Milletlerin öngörüsü uyarınca 2021 yılı başına kadar Libya’da bulunan Türk yabancı askeri birlik ve milis güçlerinin ne kadarının geri çekildiğini veya nerelere kaydırıldığını kamuoyu olarak öğrenemedik. Türkiye’deki savunma bütçesi yükünde bu açıdan ne ölçüde tasarruf sağlandığı hiç olmazsa TBMM gündemine getirilirse iyi olurdu. Halen 3000........
