Kendi rekorunu kıran rakibini satın almak: Netflix’in Oscar stratejisi ve 83 milyar dolarlık güç gösterisi
Netflix, bu yılki Oscar yarışında Guillermo del Toro’nun "Frankenstein"ı ve Sundance favorisi "Train Dreams" ile toplam 18 adaylık kazanarak gücünü kanıtladı.
Netflix’in ortaya koyduğu performans, arka planda işleyen 83 milyar dolarlık Warner Bros. satın alma süreciyle birlikte okunduğunda, eğlence endüstrisinin tektonik plakalarının nasıl yer değiştirdiğini gösteren, çok katmanlı ve tarihsel bir vaka analizine dönüşüyor.
Sadece rakamlar üzerinden bakıldığında bile, Netflix’in 18 adaylıkla Neon ile ikinciliği paylaşması, platformun artık sadece bir "dijital yayıncı" kimliğinden sıyrılıp, sinema sanatının en sofistike ve geleneksel kalelerine hükmeden bir "kültür küratörü" olgunluğuna eriştiğini kanıtlıyor.
Özellikle Akademi’nin tarihsel olarak mesafeli durduğu korku türünde Guillermo del Toro’nun Frankenstein’ı ile ya da gişe kaygısı taşımayan, yas ve yalnızlık temalı düşük bütçeli Train Dreams ile "En İyi Film" yarışına girmeleri, şirketin meşhur algoritmik veri setlerinin ötesine geçerek "auteur" sinemasına ve ticari riske alan açtığını, yani klasik bir Hollywood stüdyosu refleksiyle hareket etmeye başladığını gösteriyor.
Bu tablonun; en paradoksal ve stratejik derinlik barındıran boyutu ise şüphesiz Warner Bros. ile olan hem rakip hem de potansiyel sahiplik ilişkisinde yatıyor.
Oscar sabahının tartışmasız galibi,........
