Bir Eşyanın Kaç Hayatı Vardır?
Çocukların yeni ve parlak olan her şeye ilgi duyduğunu düşünürüz. Yeni çıkan oyuncaklara, teknolojik eşyalara, renkli vitrinlere…
Benim sekiz yaşındaki oğlumun merakı ise biraz daha farklı.
Onun ilgisini eski bir daktilo, sararmış bir kartpostal ya da yıllardır çalışıp çalışmadığı bilinmeyen köstekli bir saat çekiyor. Bir antika dükkânına girdiğimizde oyuncakçıya girmiş gibi heyecanlanıyor. Raflara dikkatle bakıyor, eşyaların ne işe yaradığını soruyor, sonra da mutlaka aynı soruyu yöneltiyor:
“Anne, bunu kim kullanmış olabilir?”
Antika eşyaların en güzel tarafı da işte bu noktada başlıyor. Onlara bakarken açıkçası yalnızca birer eşya olarak görmüyorum. O eşyaların dokunduğu hayatları, bulunduğu evleri ve tanık olduğu zamanları da düşünmeye başlıyorum.
Geçtiğimiz günlerde Urla’nın antika dükkânlarını gezerken durup bir düşündüm ve fark ettim ki yaşanmışlık taşıyan eşyalar gerçekten çok özel.
Urla zaten insana huzur veriyor. Eski evleri, küçük dükkânları ve nostaljik havasıyla şehir hayatının hızını bir süreliğine dışarıda bırakmanızı sağlıyor. Antika dükkânlarının kapısından içeri adım attığınızda ise bulunduğunuz yerden değil, içinde yaşadığınız zamandan da uzaklaşıyorsunuz.
Bir köşede eski kahve fincanları,........
