menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taşa Dokunan Doğa: Gaudí’nin Bitmeyen Senfonisi

24 0
sunday

Eğer bir gün yolunuz Barselona sokaklarına düşerse, mimarinin düz çizgilerden, soğuk geometriden ve insanın o ham kibirlenmesinden ibaret olmadığını hemen anlarsınız. Bu şehirde, düz çizgileri "insanın icadı" olarak gören, eğri ve organik formları ise "Tanrı’nın geometrisi" ilan eden bir dehanın, Antoni Gaudí’nin ayak izleri vardır. Ve o izlerin en görkemlisi, tam 144 yıldır gökyüzüne tırmanan taştan bir ormandır: Sagrada Família.

Gaudí, 1883 yılında bu devasa bazilikanın yapımını devraldığında, sadece bir ibadethane değil, doğanın taştan bir simülasyonunu inşa etmek istiyordu. Nitekim onun sanat anlayışında değişmez bir manifesto vardı: "Doğada düz çizgiler veya keskin köşeler yoktur. Bu yüzden binalar da düz çizgilerden oluşmamalıdır."

İşte bu yüzden Sagrada Família’nın içine girdiğinizde başınızı yukarı kaldırdığınızda göreceğiniz şey taş sütunlar değil, göğe doğru dallanıp budaklanan devasa ağaçlardır. Yapının içindeki ışık oyunları ise başlı başına bir başyapıttır. Vitraylardan içeri süzülen renkler, günün her saatinde içerideki atmosferi yeniden boyar; bir katedralde değil de, gün doğumunda yoğun ve canlı bir ormanın kalbindeymişsiniz hissi yaratır. Doğadaki pürüzsüz geçişleri, formların o kusursuz asimetrisini taşa tercüme etmek ancak onun gibi bir vizyonerle mümkündü. O, malzemeyi zorlayan değil, malzemenin içindeki doğal ruhu serbest bırakan bir büyücüydü.

Ancak Sagrada Família’yı asıl efsanevi kılan şey, onun nesiller boyu süren bitimsizliğiydi. Bugün modern dünyanın hıza, hemen tüketime ve anlık........

© Muhalif