KÜRESEL SİSTEM, İFŞALAR ve MEŞRUİYET ARAYIŞI
KÜRESEL SİSTEM, İFŞALAR ve MEŞRUİYET ARAYIŞI
Epstein vakası organize bir suç dosyası olmanın yanı sıra modern iktidar yapılarının ahlaki sermayesini tartışmaya açan küresel bir kırılma anı oldu. Finans çevreleri, siyasal elitler ve derin ağlarla kurulan ilişkiler, failin tutuklanması ve cezaevindeki ölümü ile dosyayı kısmen açılıp kısmen karanlıkta tutarak sürüncemede bırakmıştı. Bütün bunlar, çağdaş denilen küresel düzenin “dokunulmaz elit” mitini yerle bir ediyordu.
İfşalar bu köhne zihniyeti gerçekten yıkıyor mu, yoksa ona kendi iç dengesini tekrar kurma fırsatı mı sunuyor? Vicdanların gazı mı alınıyor, yoksa küresel zulüm düzeninin mimarisi mi değişiyor?
İnsanlık, dengelerin oldukça değişken olduğu bir konjonktürün güdümünde ilerliyor. Dijital mecralar üzerinden kurulan etkileşimle insan tek tipte modelize ediliyor. Dolayısıyla, farklılıklar minimize ediliyor, toplumlar da birbirine benzeşiyor. İnsanlar, hastalıklar, skandallar, doğumlar, ölümler vb. bir çok şey paketleniyor. Projeleniyor ve kamuoyuna sürülüyor. Yıllarca içerisine teşne olunan bir dosya nihayet raftan indiriliyor.
Dünya tarihi, Epstein vakasının ifşası gibi sansasyonel olaylarla doludur. Planlı olarak önce beslenen ve vicdani, ahlaki sınırları aşan bu sapkınlığın ifşası bir devrim değil, düzene kalibrasyon yeteneği sağlayacak niteliktedir. Dolayısıyla bu meseleyi politik alanda ziyade, ahlaki ve sosyolojik bir çerçevede incelemek gerekir.
Ahlaki Sermaye ve İktidar
Batının beslendiği paradigma meşruiyet üretme konusunu şöyle ele alır. İktidarlar sadece zor kullanarak değil, “haklılık inancı” ile ayakta kalabilir. Modern sistemler haklılık inancını kamuoyunun desteğini almak için uygun zemini oluşturmak ister.
Düzeni sağlama ve........
