KARNI DEĞİL KALBİ DOYURMAK
KARNI DEĞİL KALBİ DOYURMAK
Kucağına alma, alışır.”
“Emzir, hemen yerine yatır.”
Bunlar büyüklerin, komşuların yeni annelere iyi niyetle ama sorgulanmadan aktardığı cümlelerdir.
Amaç genellikle aynıdır: Annenin rahat etmesi.
Son yıllarda bu seslere bir de “uyku eğitimi” eklendi.
Ağlasa da gitmemek, kendi kendine uyumayı öğretmek, teması azaltmak gerektiği söylendi.
Tablolar, süreler, başarı oranları konuşuldu.
Hepsi yine sözde annenin rahatlığı için.
Ama bu bana doğru gelmiyor. Hatta içimi acıtıyor.
Çünkü bu “rahatlık” çoğu zaman annenin annelikten hızla uzaklaştırılması anlamına geliyor.
Annenin içgüdüsünün susturulması, kalbinin ikna edilmesi bekleniyor.
Ağlayan bebeğe değil; ağlamaya dayanamayan anneye “diren” deniyor.
Modern dünya, kadını annelik dışında her şeye yetişmeye çağırıyor.
Üretmeye, görünür olmaya, her rolü aynı anda taşımaya…
Oysa bir kadının, en azından doğumdan sonraki ilk yıllarda, en öncelikli rolü annelik olmalı.
Bunun nedeni çok açık.
Bir bebek dokuz ay boyunca anneye bir kordonla bağlı yaşar.
Doğumla kordon kesilir ama bağ kesilmez.
Kur’an’da emzirme süresine iki yıl işaret edilmesi de yalnızca beslenmeyle ilgili değildir.
Emzirme; temas demektir.Temas; güven demektir.
Bir........
