Uluslararası ilişkiler mi, Orman kanunu mu?
Tarihi olayları emin kaynaklardan okuyanlar, Uluslararası ilişkilerin hiçbir zaman adaletli bir şekilde gerçekleşmediğini ve kolay kolay da gerçekleşmeyeceğini iyi bilirler. Çünkü, çoğunlukla güçlü devletler, zayıf devletlere karşı hep kendi menfaatlerini düşünmüş ve adalet kavramını çalıştırmamışlardır. Bunun tek istisnası, İslami devlet sistemleri olmuştur. Onlar, güçlü olmalarına rağmen, hakkı ve adaleti ön planda tutmuş ve gücün haklılık sebebi olamayacağı hakkındaki İslami kuralı uygulamışlardır. Bu tespit, bir üstünlük sebebi olarak gösterilmekten çok, insani kurallara uyma tavrını ortaya koymak için yapılmıştır..
Uluslararası düzen ve adalet:
İslam, dünyada ilk defa “harp hukuku” nu uygulayan bir sistem olup, harbin de bir ahlakı ve hukuku olduğunu örnekleriyle ortaya koymuş; aman dileyen ve teslim olanlara şiddet ve işkence uygulamamıştır. Ayrıca, harbe iştirak etmeyen sivil vatandaşları da cezalandırıcı herhangi bir tavır içine girmemiştir.
Uluslararası ilmi literatür, genelde Batı düşünce ve tarihini yansıttığından, İslami tarihe ve İslam siyasi sistemlerine ait bilgilere yer vermemekte ve konu, sadece sözde kalan Batılı uluslararası anlaşma metinlerindeki bilgileri içine almaktadır. Uygulamada ise, “güçlü, her zaman haklıdır” kuralı geçerli olmakta, diğer kurallar uygulama safhasına gelmemektedir.
Çünkü, Batılı ve Batılı olmayan despotik devletler, tarih boyunca güç ve zorbalık ile hareket etmişler fakat, kendi kötü niyetlerini gizlemek için Uluslararası hak, barış ve insan hakları kavramlarını dile getirerek, ard........© Mir'at Haber
