AFRİKA’NIN TÜRKİYE CEPHESİ
AFRİKA’NIN TÜRKİYE CEPHESİ
Afrika 21. yüzyılın kıtası. Nüfusun hala hızla arttığı, buna rağmen yeni nesil sömürünün devam ettiği topraklar. 50 devlet, binlerce farklı dil ve topluluk.
İslâmiyetin en çok mensubu olan ikinci kıta olmasına rağmen yeterince tanımıyoruz. Bugün ilişkiler nispeten arttı: THY çoğu ülkeye uçuyor, ticaret ehli ziyaret ediyor, askeri kuvvetlerimiz faal, SİHA satıyoruz.
Eskiden, örneğin 1980lerde çok az ilişkimiz vardı. Güney Afrika’dan kurtulan Namibya’nın bağımsızlık törenine, bu ülke yararına faaliyetlerimden dolayı beni 20 yaşındayken onur konuğu olarak bir mektupla davet etmişlerdi. Ancak o yaş ve bütçedeki biri için makul fiyatlara bir yol yoktu. Başkent Windhoek’e ancak dünyayı dolaşıp üç dört uçuştan sonra ancak ulaşabiliyordunuz. Bugün olsa tek bilet alıp törende ön sıralarda yerime otururdum.
Ondan evvelinde, erken Cumhuriyet döneminin dünyaya kapandığımız zamanlarda, daha da az bilgimiz ve ilişkimiz vardı. Birinci Dünya Savaşında çoğu Müslüman olan Afrikalı İtilaf Devleti askerleri için Mehmet Akif bile Çanakkale şiirinde “kimi yamyam” diyordu.
Avrupa devletleri Afrika’yı nispeten geç işgâl ettiler. Amerika’dan, İspanya, Portekiz ve Papa arasındaki Tordesillas antlaşmasından 4 asır sonra! Daha önce birbirleriyle çekişmeden giremiyorlardı. Almanlar, İngilizler, Fransızlar, Belçikalılar, İspanyollar, Portekizliler, İtalyanlar Berlin’de toplandı ve 1884’te el sıkışıp kendi malları gibi koskoca kıtayı paylaştı.
Bunu duyan Afrika ülkeleri 1884 Berlin’in hemen ardından pek çok yeri kâğıt üzerinde Babıâliye teslim etti, Osmanlı oraları ilhak etti. Ama kuvvet yollayamadık, Avrupa da “Somali Osmanlı toprağı olmuş, girmeyelim” demedi. Zaten Cezayir’i, Tunus’u, Mısır’ı da bizden almışlardı.
Yüzyıllarca Osmanlı toprağı kalan ve resmen hâlâ bizim olan Cezayir, Tunus ve Mısır üzerindeki haklarımızdan da, kâğıt üzerindeki bize ait........
