GÜNAHKÂRLARI GÖZLEYEN CEHENNEM
GÜNAHKÂRLARI GÖZLEYEN CEHENNEM
Üflenen sûr, toplanan insânlar, gerçekleştirilen fetih, açılan semâ kapıları ve sonunda “Ayrım Günü”nün ortaya dökülen sayfaları ve kesinleşen/kesilen hesaplar, artık herkesi yeryüzünde yaptığı tercihlerin sonuçları beklemektedir. İşte Nebe/21-30. âyetleri ölümden sonra dirilişi inkâr edenleri nasıl bir yerin beklediğini ve orada neler yaşayacaklarını ürkütücü bir dille bize haber vermektedir. İlk âyetlerin içeriği şöyledir: “[O Gün,] cehennem, [hakîkati inkâr edenleri] kuşatmak için bekleyecek; hak ve adalet sınırlarını ihlâl etmiş olanların durağı!”[1]
Âyette geçen “mirsâd” “gözetlemek anlamına gelen “rasad” fiilinden türemiştir. Mirsâd aynı zamanda “gözetleme yeri, gözetleme aleti” anlamına da gelmektedir. Cehennemin bir gözetleme yeri oluşu, hakîkatin inkârcılarının cezâlarını çekmeleri için onları bekleyen bir yer oluşundan ötürüdür. Orada onları yaptıkları eylemlerinin karşılığı kuşatacak, dünyâda nasıl inananlara tuzak kurmuşlarsa şimdi bu mekân onların tuzağı hâline gelecektir. Aynı zamanda burası “littâğîne” yâni dik başlı, âsi, azgın, kibirli, hak ve hukuk tanımayan kişiler için varılacak son durak/barınak olacaktır.
Nebe/23. âyeti bu azgınların ve aşırı gidenlerin burada kalacakları zamanı vermektedir: “Onlar orada uzun süre kalacaklar” veyâ başka bir çeviri ile “Azgınlar çağlar boyu orada kalacaklardır.”[2] Âyette “ahkâb” ifâdesi zaman anlamına gelen “el-hukb”un çoğuludur ve “bütün zamanlar, çağlar boyu” anlamına gelmektedir. Bu kelimenin “belli bir zaman devresini veyâ uzun bir zamanı” gösteren anlamından yola çıkan bazı müfessirler Kur’ân’da cehennem olarak tanımlanan azabın “ebedî” olmadığını sonucuna varmışlardır. Onlara göre günahkârların öteki dünyâdaki azabı Allah’ın rahmetinden dolayı sınırlı kalacaktır.[3] Ama bu düşüncede olmayan müfessirler de şöyle demişlerdir: “Kur’ân, dünyâ hayatının geçici, âhiret hayatının ise ebedî olduğunu defalarca tekrarlamış ve âhiret yurdunu ‘beka/devamlı kalıcılık yurdu’ olarak nitelemiştir. Dolayısıyla âhiret hayatında müminlerin mükâfatlandırılacağı cennet ile isyân ehlinin cezâlandırılacağı cehennem birer ebedîlik yurdu olmak durumundadırlar. Zaten Kur’ân’ın birçok âyetinde müminlerin cennette, kâfirlerin ise cehennemde ebedî olarak kalacakları bildirilmek suretiyle bu husus açıkça belirtilmiştir.”[4]
Nebe/24-26. âyetleri ise cehennem ehlinin durumundan bahsetmektedir: “Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de [susuzluk giderici] bir içecek; yalnız yakıcı bir ümitsizlik ve buz gibi bir karanlık: [günahlarına] uygun bir karşılık!”[5] Görülüyor ki; inananlara ateşten gömlek giydirip her türlü zulmü/sıkıntıyı tattıranlar bu sıcak mekânlarında ne serinlik ne de su bulamayacaklardır. Bir başka âyette bu susuzluk talebi şöyle dile getirilir: “Ve ateşin yarenleri, cennetliklere: ‘Üzerimize biraz su dökün, yahut Allah’ın size bahşettiği [cennet] azıklar(ın)dan (atın bize)!’ diye seslenecekler. [Berikiler:] Doğrusu, Allah, gerçeği inkâr edenleri her ikisinden de yoksun kılmıştır.”[6]
Nebe/25. âyeti cehennemliklerin içeceğinin “hamîm” ve “ğassak”........
