menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA DİN EĞİTİMİ; REFORM MU, TASFİYE Mİ?

26 0
13.10.2026

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA DİN EĞİTİMİ; REFORM MU, TASFİYE Mİ?

Bir ülkede din eğitiminin başına gelenler, o ülkenin nasıl bir toplum kurmak istediği hakkında ne söyler? Yasin Aktay’ın Beyan Yayınları tarafından “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinde yayımlanan Cumhuriyetin İlk Yıllarında Din Eğitimi; Reform mu, Tasfiye mi? adlı kitabı, bu sorunun peşinden gidiyor. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki eğitim politikalarını ele alan Aktay, medreselerin kapatılmasını ve din adamı yetiştiren kurumların geçirdiği dönüşümü, devletin toplumla ve geçmişle kurduğu ilişki içinde inceliyor. Böylece din eğitimi meselesini okul programlarının ötesine taşıyarak kimlik, toplumsal hafıza ve inanç hürriyetiyle birlikte düşünmeye çağırıyor.

Reform ile Tasfiye Arasında

Kitabın başlığındaki soru, tartışmanın yönünü de belirliyor: Yapılan düzenlemeler din eğitimini iyileştirmeyi ve çağın ihtiyaçlarına uyarlamayı mı amaçlıyordu, yoksa bu eğitimi taşıyan kurumları ortadan kaldırmaya mı yöneliyordu? Aktay bu soruya cevap ararken başka sorular da soruyor. Din eğitimi kanunen bütünüyle yasaklanmadıysa insanların hafızasında neden gizli dersler ve baskın korkusu yer etti? Halkın din öğrenme isteği sürerken resmî eğitim kurumları nasıl öğrencisiz kaldı? Din ile devletin ilişkisini yeniden düzenlemek, dinî hayatı devletin istediği biçime sokma yetkisi verir mi?

Aktay’ın temel argümanı, erken Cumhuriyet dönemindeki din eğitimi politikalarının yeni bir insan ve toplum oluşturma hedefinden ayrı düşünülemeyeceği. Ona göre okul, bilgi aktardığı kadar kimlik de kazandıran bir kurumdur. Yeni yönetim, eğitimi bu yönüyle kullanmış, Osmanlı ve İslam mirasıyla arasına mesafe koyan bir yurttaş anlayışını yerleştirmeye çalışmıştır. Yazar, medreseleri de yalnızca ders okutulan yerler olarak görmüyor. Bu kurumların dinî bilgiyi, toplumsal otoriteyi ve kuşaklar arasındaki bağı taşıdığını vurguluyor. Dolayısıyla medreselerin tasfiyesini, bir eğitim modelinin değiştirilmesinden daha geniş bir kopuşun parçası olarak yorumluyor.

Kanunun Öngördükleri ve Uygulamada Yaşananlar

Bu yorumun merkezinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu........

© Mir'at Haber