menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÜLKE KİMLİĞİ

13 0
26.03.2026

Yaşadığımız ülkenin siyasi kimliğini bilmek teklife açık olduğumuzla veya reddedeceğimizle yakından alakalıdır. Burada ülke kimliği deyince Kur’an ve sünnetin hayatın merkezinde olup olmamasından hareketle çıkan sonuçtan bahsediyoruz. Hamasi düşünceler yerine fıkhi bir konu olduğunu hassaten belirtmek isteriz. İnancımızda ve kültürümüzde kimliğimizi ve ülke kimliğini doğru tespit edecek belirleyiciler vardır. En kolay şekliyle bu belirleyiciler; hukukun kaynakları, velayetin üzerinde tecelli ettiği kişi ve kurumlar ile Müslümanların emniyet alanlarının varlığı veya yokluğudur. Bunlar ilgili tanımın ilik noktalarıdırlar. Bireyler İslâm’ı kabul edip hayatlarına onunla anlam vermiyorlarsa, ideolojileri de dinin yerine ikame edebiliyorlarsa ve kâfir velayetine dünden razılarsa o kişilerin Müslüman olduklarına katiyen hükmedilmez. Bu durum insanları yersiz tekfir etmekle alakalı değildir. Bilinmesi gereken; böyle bir insan Müslüman kimliğine sahip değildir. Ülkeler de böyledir. Bir ülkede hukukun referansları Kur’an ve sünnet ise, yaşayanların din, can, mal, akıl ve namus emniyetleri garanti altındaysa, velayet makamında tevhid ehli Müslümanlar söz sahibi iseler, işler adalet ve istişare üzerine icra ediliyorsa o ülkenin kimliği Müslümandır veya orası dar’ü-l İslâm’dır.

Müslümanların “Medine-i fazıla”sı olan dar’ü-l İslâm, ütopik veya sanal bir ülke değildir. Tarihte peygamberler tarafından dinin hâkimiyet talebine bağlı olarak kurulmak istenmiş veya kurulmuş selam yurdunun adıdır. Hukukun uygulandığı, fitnenin ve zulmün kaldırıldığı kutlu mekândır. “Böyle bir siyasal mekân ve toplumsal yapı nasıl inşa edilebilir?” sorusuna cevap arıyoruz. Bulacağımız cevap hem geçmişin tecdidi ve ihyası hem de odağında Dünya Ticaret Merkezi’nin olduğu yeni dünya düzeni denilen emperyalist bloka alternatiftir. Hiçbir zaman, bu olur mu? Sorusunun cevabını negatif vererek umutsuzluğa düşmemeliyiz. Çünkü biz, neticeden sorumlu olmadığımızın şuurundayız. Zira neticenin zuhurunun birçok maddi manevi nedeninin olduğunu........

© Mir'at Haber