İSLÂM’IN HÂKİMİYET TALEBİ ÜZERİNE
İSLÂM’IN HÂKİMİYET TALEBİ ÜZERİNE
Kanaatimize göre Kur’an’da bazı ayetler hâkimiyet mücadelesi vermenin zorunluluğunu bildirmektedir. Dileyen araştırmacılar, Bakara suresi 193, Enfal Suresi 39, Tevbe Suresi 33, İsra Suresi 80, Nur Suresi 55, Hac Suresi 41, Fetih Suresi 28 ve Saf Suresi 9. Ayetlere bakabilirler. Klasik tefsir kaynaklarında bu ayetlerle ilgili çok önemli yorumlar vardır. Bütün bu ayetleri içselleştiren Peygamber Efendimizin de Mekke döneminin başından beri hâkimiyet mücadelesi verdiği ve Medine’de bir İslâm devleti kurmayı başararak ümmetine örnek olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla iktidar istemi başta Hz. Muhammed (s.a.v.) olmak üzere bütün peygamberlerin ortak sünnetidir. Konuya dolaylı yoldan işaret eden ayetleri de sayacak olursak dinin iktidar mücadelesi ile ilgili ayetlerinin sayısını daha da çoğaltmış oluruz.
Tarihte bildiğimiz bütün toplumları incelediğimizde görürüz ki hepsi de iktidar mücadelesi vermişlerdir. Mutlak cahiliye ve şirk cahiliyesi iktidar mücadelesi veren toplumların tipik örnekleridirler. Başka formlara bürünerek ve modernize olarak bugün de bu iki cahiliye, iktidar mücadelesine kilitlenmiş vaziyettedirler. Kapitalist-sosyalist, sağ-sol tezahürleri şirk cahiliyesinin ülkelere göre aldığı isimlerdir. Temsilciliğini Amerika’nın yaptığı New York’taki Dünya Ticaret Merkezi, siyasal şirki iktidar yapabilmenin yörüngesini belirlemiştir. Önemli olan paranın dümenini bunlara teslim ederek sahnede yer almaktır. Paranın dümenini Amerikan merkezli Dünya Ticaret Merkezine teslim ettikten sonra yönetimin liberal, komünist hatta şeriat (!) olmasının hiç önemi yoktur. Onlarda biliyorlar ki insanlar ve toplumlar dünya finans sisteminin bir parçası olduktan sonra Müslümanlıkları sadece şekildedir; reel değildir. Eğer bu yörüngede hareket edecekseniz ve dışarı çıkmayacaksanız iktidar yolu size her an açıktır. Şayet dışarı çıkacak ve yörünge siyasetine karşı gelecek ve kendinize ait değerleri öne çıkaracaksanız meşruiyetinizi kaybedersiniz. Her türlü komploya açıksınız ve hiçbir güvenliğiniz yoktur. İktidar yolu yörüngeye girip ehlileşene kadar size kapanmıştır. Bazı durumlarda da sözde iktidar yolunu kapattıklarıyla iktidar yolunu açmak istediklerini terbiye edebilirler. Kısacası, marjinal kesimleri üretip kullanmak da emperyalizmin taktiklerindendir.
Halkı Müslüman toplumlardaki Müslümanlar bir oyunun içerisine sarılmış gitmektedirler. Daha açık bir ifade ile oyunun bir parçası olmuşlardır. Bu nedenle bizim toplumlarımızdaki siyaset komedi gibidir. Tahterevalli ve yörünge siyasetidir. İslâmî ciddiyet ve duyarlılıktan uzaktır. Bizim bu ifadelerimiz, Müslümanları en şerefli ilim olan adil siyasetten soğutmaya yönelik değildir. Zira adil siyaset Allah’ın emridir. Amacı hayatı Allah’ın buyruklarıyla anlamlandırmaktır. Müslümanlar olarak biliyoruz ki insanları iktidar ve hâkimiyet mücadelesi vermekten men eden yalnızca ruhbanlık anlayışıdır. Papazlık medeniyetidir. O bile günümüzde kapitalizmin egemenliği için çalışmaktadır. Dileyenler “Protestan Ahlakı” konusunu inceleyebilir. Vatikan’ın siyasi yönünü araştırabilir. Bizim gayemiz, Müslümanları alternatif siyaset yapmaya ve dünya sistemine karşılık yeniden kendi medeniyetimizi inşa etmeye teşviktir. Bu amacın gerçekleşmesi için de siyaset teorimizi ve pratiğimizi yenilemek zorundayız. “Ahkâm-ı Sultaniye” üzerinden alternatif siyaset yapmak ve yeni bir siyaset dili üretmek oldukça zordur.[1] Fakat şu bilinmeli ki 200’den........
