ZAMANIN KALBİ: AREFE GÜNÜ VE İLÂHÎ RAHMETİN EN BEREKETLİ SAATLERİ
ZAMANIN KALBİ: AREFE GÜNÜ VE İLÂHÎ RAHMETİN EN BEREKETLİ SAATLERİ
İnsan ömrü, sayılı nefeslerden örülmüş kısa bir yolculuktur. Bu yolculukta bazı zaman dilimleri vardır ki, rahmetin kapıları daha geniş açılır; dualar semaya daha süratle yükselir; kul ile Rabbi arasındaki mesafe adeta kaldırılır. İşte Arefe günü, böyle müstesna vakitlerden biridir.
Zilhicce ayının dokuzuncu günü olan Arefe, hac ibadetinin en önemli rüknü olan Arafat vakfesinin eda edildiği gündür. Asırlardır milyonlarca müminin aynı duada, aynı niyazda ve aynı teslimiyet çizgisinde buluştuğu bu kutlu gün; İslam geleneğinde faziletli zamanların zirvelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), ümmetini bu günü dua, zikir, tevbe ve istiğfarla ihya etmeye teşvik etmiş; yapılan ibadetlerin Allah katında büyük ecir ve sevaba vesile olacağını müjdelemiştir.
Haccın Kalbi: Arafat Vakfesi
Arefe gününün en belirgin yönü, hacıların Arafat’ta vakfeye durmalarıdır. Dünyanın dört bir yanından gelen müminler, makamların, unvanların ve farklılıkların anlamını yitirdiği o büyük mahşer provasında yalnızca kulluk kimliğiyle Rablerine yönelirler. Eller semaya kalkar, gözler yaşarır, kalpler titrer.
Nitekim Resûlullah (s.a.s.):
> “Hac Arafat’tır.” (Tirmizî, Hac, 57)
buyurarak Arafat vakfesinin hac ibadetindeki merkezi konumuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple Arefe günü, hacılar için ibadetin zirve noktası kabul edilmektedir.
Duaların Kabulüne Açılan Kapı
Arefe günü yalnızca hacılar için değil, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun bütün Müslümanlar için büyük bir kulluk fırsatıdır. Bu gün, kalbin Rabbine yöneldiği; dilin dua ile, gönlün istiğfar ile meşgul olduğu mübarek bir vakittir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
> “Duanın en........
