menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YOKSA ALLAH’A KARŞI SORUMLULUK BİLİNCİMİZİ KAYBEDİYOR MUYUZ?

82 0
10.09.2026

YOKSA ALLAH’A KARŞI SORUMLULUK BİLİNCİMİZİ KAYBEDİYOR MUYUZ?

İnsan, hayatı boyunca iyilik ile kötülük, dürüstlük ile sahtekârlık, sorumluluk ile sorumsuzluk arasında tercihler yapan bir varlıktır. Kur’an-ı Kerîm, insanın bu yönüne dikkat çekerek onun hem kötülüğe hem de iyiliğe yönelme imkân ve kabiliyetiyle donatıldığını bildirir:

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene; ona fücurunu ve takvâsını ilham edene yemin olsun ki onu arındıran kurtuluşa ermiş, onu (günahlara daldırıp) kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 91/7-10)

Bu ayetler, insanın ahlâkî sorumluluğunun temelini ortaya koymaktadır. İnsan, iyiyi ve kötüyü tercih edebilecek bir iradeye sahiptir. Ancak sahip olduğu bu özgürlük, başıboşluk anlamına gelmez. Aksine insanın tercihleri sebebiyle sorumlu tutulacağı anlamına gelir.

Kur’an’ın kavram dünyasında takvâ, Allah’a karşı sorumluluk bilinci içerisinde yaşamak, O’nun emir ve yasaklarına karşı duyarlı olmak ve kötülüklerden sakınmaktır. Takvâ sahibi kişi, yalnızca ibadetlerini yerine getiren kimse değil; aynı zamanda söz ve davranışlarında adaleti, doğruluğu, merhameti ve emanete riayeti gözeten kişidir.

Buna karşılık fücur, insanın Allah’ın koyduğu ahlâkî sınırları gözetmemesi, günah ve kötülükte sınırları aşması ve sorumluluk bilincinden uzaklaşması anlamında kullanılmaktadır. Dolayısıyla fücur, yalnızca belirli bir günahı değil, insanın ahlâkî sınırları aşma eğilimini ifade eden kapsamlı bir kavramdır.

Bu açıdan bakıldığında asıl mesele, insanın kendisini nasıl tanımladığı değil, hayatını hangi ölçülere göre şekillendirdiğidir.

“Ben Müslümanım.” demek elbette mümin için büyük bir aidiyeti ifade eder. Ancak îmân, sadece dil ile söylenen bir sözden ibaret değildir. Îmân, insanın davranışlarına, ilişkilerine ve ahlâkına da yansımalıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerîm, îmân ile sâlih ameli birçok ayette birlikte zikretmektedir.

Bu sebeple bir Müslümanın doğruluk konusunda gösterdiği hassasiyet, kul hakkına yaklaşımı, emanete riayeti, öfkesini kontrol etmesi, gıybet ve iftiradan sakınması, ihtiyaç sahibine karşı duyarlılığı ve insanlar arasında adaleti gözetmesi, onun dinî hassasiyetinin önemli göstergelerindendir.

Bugün üzerinde düşünmemiz gereken........

© Mir'at Haber