ALLAH, KİŞİ İLE KALBİ ARASINA GİRER
ALLAH, KİŞİ İLE KALBİ ARASINA GİRER
Enfâl sûresinin 24. âyeti, insanın en mahrem alanına temas eden çarpıcı bir hakikati dile getirir:
وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ
> “Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer…”
Bu ifade, ilk bakışta soyut ve anlaşılması güç gibi görünse de aslında insanın îman, irade ve sorumluluk alanını doğrudan ilgilendiren temel bir hakikati ortaya koymaktadır.
Kalp: Et Parçası mı, İdrak Merkezi mi?
Kur’an’da geçen “kalp” kavramını doğru anlamak, ilgili âyetlerin muradını kavramanın ilk adımıdır. Zira Kur’an’ın kullandığı anlamda kalp, sadece göğüs kafesinde kan pompalayan biyolojik bir organ değildir.
İmanın veya küfrün yerleştiği,
Niyetlerin şekillendiği,
Tercihlerin yön bulduğu
manevî bir merkezdir.
Gazâlî’nin de ifade ettiği üzere kalp; insanın idrak eden, bilen, seven, korkan ve yönelen yönünü temsil eder. Bu yönüyle kalp, insanın sadece duygusal değil, aynı zamanda bilişsel ve iradî yapısının da merkezidir.
Dolayısıyla Allah’ın kalbe müdahalesi, bir organın mekanik işleyişine değil; insanın en derin yönelişlerine, yani tercih ve istikametini belirleyen iç dünyasına yöneliktir.
Bu bağlamda kalp, imanın veya küfrün yerleştiği, niyetlerin şekillendiği ve insanın hakiki kimliğinin inşa edildiği bir “istikamet........
