menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KUR’ÂN AYNASINDA CAHİLİYE

9 0
19.07.2026

KUR’ÂN AYNASINDA CAHİLİYE

Yeryüzü nice çağlar gördü; nice şehirler yükseldi, nice ordular geçti, nice saraylar göklerle yarışacak kadar büyüdü; fakat insan, Rabbinin kelâmından yüz çevirdiği her vakit, taşların şekli değişse de karanlığın adı değişmedi ve Kur’ân’ın “cahiliye” diye haber verdiği o eski yara, her çağın kalbinde yeniden açıldı.

Cahiliye yalnızca çölün ortasında putların çevresinde dönen kalabalıkların hikâyesi değildir; o, hükmü Allah’ın kitabından değil de insanların arzularından alan her anlayışın, hakikati menfaatin terazisinde tartan her düzenin, insanı yaratanın ölçüsünü terk edip beşerin ölçüsünü yücelten her zihnin ortak adıdır ve bu yüzden zaman ilerlese de cahiliye yaşlanmaz; yalnızca elbisesini değiştirir.

Kur’ân konuşunca önce insanın unuttuğu hakikati hatırlatır; gökleri direksiz yükseltenin kim olduğunu, toprağa can verenin kim olduğunu, geceyi dinlenme, gündüzü çalışma vakti kılanın kim olduğunu sorar ve ardından insanın önüne şu ağır hakikati koyar: Madem her şey O’nundur, öyleyse hüküm de yalnız O’na aittir; çünkü mülkü veren de alan da, dirilten de öldüren de, hesabı soracak olan da yalnız Allah’tır.

Ne var ki insan, çoğu zaman toprağın altındaki taşlara secde etmeyi bırakırken, toprağın üstünde kurduğu düzenlere gönlünü teslim etti; putları elleriyle kırdı ama tutkularını kıramadı; heykelleri meydanlardan kaldırdı fakat kibri kalbinin en yüksek yerine oturttu; böylece cahiliye biçim değiştirdi, fakat ruhunu hiç kaybetmedi.

İşte tam burada Resûlullah’ın hayatı görünür ufuk gibi yükselir; çünkü sünnet, Kur’ân’ın yürüyen tefsiridir. O, vahyin yalnızca okunmasını değil, yaşanmasını gösteren ilahî bir........

© Mir'at Haber