İSLAM’IN LAİKLİĞE İTİRAZI: BİR İNANÇ TERCİHİ DEĞİL, EGEMENLİK TASAVVURU TARTIŞMASIDIR
İSLAM’IN LAİKLİĞE İTİRAZI: BİR İNANÇ TERCİHİ DEĞİL, EGEMENLİK TASAVVURU TARTIŞMASIDIR
Her anayasa tartışmasının yeniden gündeme geldiği dönemlerde, Türkiye’de aynı soru tekrar sorulmaktadır: “Müslümanlar laikliğe neden itiraz ediyor?” Bu soru çoğu zaman yalnızca bir siyasi tercih meselesi gibi ele alınmakta, meselenin inanç, hukuk ve dünya görüşü boyutu ise yeterince tartışılmamaktadır. Oysa İslam’ın laikliğe yönelttiği itiraz, belirli bir siyasi partiye, hükümete veya döneme yönelik değildir. İtiraz, insan hayatını düzenleme yetkisinin kaynağına ilişkindir. Çünkü İslam, yalnızca bireyin vicdanına hitap eden bir inanç sistemi değil; aynı zamanda ahlakı, hukuku, toplumsal ilişkileri ve adalet anlayışını da kapsayan bir hayat nizamı olduğunu beyan eder. Bu sebeple Müslümanların laikliğe yönelik eleştirisi, öncelikle dinî bir tutarlılık arayışının sonucudur.
İslam düşüncesinde Allah yalnızca kâinatın yaratıcısı değil, aynı zamanda hüküm koyma yetkisinin de sahibidir. Kur’an’da birçok ayette hükmün Allah’a ait olduğu, insanların hayatını yönlendirecek temel ölçülerin vahiy ile bildirildiği ifade edilir. Bu nedenle bir Müslüman açısından din, sadece ibadet saatlerinde hatırlanan bir inanç değil; ticaretten aile hukukuna, adaletten kamu ahlakına kadar hayatın bütün alanlarında yol gösteren ilkelerdir. Laiklik ise, farklı yorumları bulunmakla birlikte, devletin hukuk düzenini dinî........
