DİLE NÜFUZ EDEN SİNSİ SEKÜLERLEŞME
DİLE NÜFUZ EDEN SİNSİ SEKÜLERLEŞME
Kelimeler masum değildir. Her kelime, ait olduğu düşünce dünyasını da beraberinde taşır. Bir toplumun dilinden Allah’ın yaratması, takdiri, kudreti ve iradesini hatırlatan kavramlar çekildikçe, bunların insan zihnindeki canlılığı da zamanla zayıflamaktadır. Bu sebeple dildeki sekülerleşme, sadece kelimelerin değişmesi değil; aynı zamanda tevhit merkezli dünya tasavvurunun sessiz bir şekilde aşınması anlamına gelmektedir.
Sekülerleşme, modernleşen toplumların bir özelliğidir. İslam toplumları da bunun dışında değildir. Bu olgu sadece, eğitim, hukuk, iktisat, siyaset, idare ve medya alanlarında görülmedi. İnsanın yaşadığı kültürel evreni ve dünya görüşünü ifade eden dil de bundan nasibini aldı. Bugün insanlar, gittikçe dinin değerler sisteminden uzaklaşan bir dil kullanıyorlar. Onlara hatırlattığın zaman da “Efendim bunun dinle alakası ne,” “Ne mahsuru var ki,” “Üstelik herkes böyle konuşuyor” gibi itirazlarla karşılaşabilirsin. Dolayısıyla gittikçe dini içeriğini kaybeden bir dilin kullanılması normal kabul edilmektedir. Çünkü insanlar, konuştukları kelimelerin arkasında hangi dünya görüşünün olduğunu bilmemektedirler.
Dilin, dini terimlerden uzaklaşmasının örneklerini tabiat, sağlık, günlük hayat vb. birçok alanda görebiliyoruz. Burada Allah’ın irade, ilim, yaratma, kudret vb. sıfatlarından uzak, kısaca “mutlak fail” oluşundan kopuk bir dil kullanılmaktadır. Sanki Allah’ın bu konularla bir ilişkisi yokmuş gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Çünkü daha çok tabiat, insan ve sebeplerin belirleyici olduğu bir dil kullanılmaktadır.
Tabiattan bahsederken kullanılan dilde sekülerleşmenin birçok örneğini görebiliyoruz. Eğitim sistemlerinde, akademik yayınlarda, kültür programlarında, TV belgesellerinde vb. birçok alanda yaygın olarak bu dil kullanılmaktadır. Burada munis ve cana yakın bir dil söz konusudur. Ancak konu zannedildiği kadar uysal ve masum da değildir. Çünkü dikkatle incelendiğinde burada yabancı bir dünya görüşü öne çıkmakta, dolayısıyla toplumun kullandığı dilin dini içeriği görünmez bir hale gelmektedir.
Bahsettiğimiz bu durum, son asırların egemen anlayışı pozitivizmin bize bıraktığı kötü bir mirastır. Tabiat burada yaratanı ve idare edeninden tecrit edilerek anlaşılmakta ve anlatılmaktadır. Nesillerimiz, sürekli bu propagandaya maruz kalmaktadırlar. İyi ki, dinden ve bunun bir neticesi olarak kültürden gelen bir değerler sistemimiz vardır. Bu hala toplumun önemli bir kesiminde etkisini devam ettirmektedir.
Ne var ki, bahsettiğimiz seküler dilin nesiller üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığı da bir gerçektir. Mesela mevcut eğitim sistemlerinden yetişen bir bilim insanının, deprem, salgın vb. tabiat ve sağlıkla ilgili bir olaydan bahsederken veya bilimsel bir yazı yazarken ağzından “Allah” kelimesinin çıktığını duyamazsınız. Ancak aynı şahıs, ibadet yaparken Allah Teala’nın tabiatı yaratması, yönetmesi ve insanlar üzerindeki mutlak hükümranlığını anlatan onlarca sıfatını okur. Allah dilemezse bir yaprağın veya en ufak bir canlının dahi........
