menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YARGININ BAĞIMSIZLIĞI SORUNU

59 0
30.09.2026

YARGININ BAĞIMSIZLIĞI SORUNU

Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, toplumsal aktörler ile siyasal erkin sınırlandırılması hususunda bir meşruiyet zemini teşkil eder. Hukuk, modern toplumda kendi kurallarını kendi üreten ve kendi içinde kapalı işleyen otopoietik (autopoietic) bir alt sistemdir. Hukuk sisteminin kodları (haklı/haksız, hukuka uygun/aykırı), siyaset sisteminin kodlarından (iktidar/muhalefet, güç/güçsüzlük) ayrıştığı oranda özerkleşir.

Yargı bağımsızlığı sorunu sosyolojik olarak, siyaset alt sisteminin (devlet/yürütme) hukuk alt sisteminin kodlarını sömürmesi, yani hukukun araçsallaştırılarak kendi özerkliğini kaybetmesi durumudur.

Türkiye’nin tarihsel sürecinde yargı bağımsızlığı, kuruluşundan itibaren bürokratik vesayet ile siyasal vesayet arasında salınım gösteren bir gerilim alanı olmuştur. Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki araçsal yargı anlayışından (örneğin İstiklal Mahkemeleri tecrübesi), 1961 ve 1982 anayasalarının kurduğu vesayetçi yapılara ve nihayet 2000’li yıllardan itibaren gelişen yeni siyasal iktidar blokunun yargıyı dönüştürme hamlelerine kadar yargı, tarafsız bir hakem olmaktan ziyade siyasal alanı dizayn etme aracı olarak işlev görmüştür.

Yargının toplumsal ve siyasal erke bağımlı hale gelmesi, tek yönlü bir siyasi baskının ötesinde, çok katmanlı toplumsal süreçlerin sonucudur. Siyasal iktidarlar, toplumsal muhalefeti denetim altında tutmak veya kendi ideolojik tasavvurlarını topluma dayatmak amacıyla yargı kurumunu bir kontrol mekanizmasına dönüştürme eğilimindedir.

Bağımsızlığın olmadığı sistem veya yapılarda mevcut bulunan düalite ve buna bağlı olarak açığa çıkan siyasal şizofreni oluşumunu........

© Mir'at Haber