KRAL ÇIPLAK, NEFİS TAHTTA!
KRAL ÇIPLAK, NEFİS TAHTTA!
‘‘Özgürlük diye her kapıyı açtık; acil çıkışı bile kendimize kapattık…’’
Bazı rüzgârlar insanı ferahlatır, bazıları savurur…
Özgürlük de böyledir. İnsan aklı, iradesi ve vicdanıyla ona yön verirse nimettir; aklının, vicdanının önüne koyarsa felakettir.
Çünkü her istediğini yapmak özgürlük değildir. Bazen istediğin hâlde yapmamak, “hayır” diyebilmek özgürlüğün en yüksek zirvesidir.
Bugün asıl meselemiz tam da budur.
Özgürlük adına başıboşluk…
Modernlik adına sorumsuzluk…
Bireysellik adına bencillik…
Haz adına sınırsızlık…
Mahremiyetin ortadan kaldırılması pahasına teşhircilik…
Heyecan adına ihanet…
Eğlence adına sarhoşluk…
Kaçış adına uyuşturucu…
Ve bütün bunların üzerine tek bir kelime yazılıyor:
Her şeyin adını değiştirsek de gerçeği değiştiremeyiz.
İhanetin adı ihanettir. Savruluşun adı savruluştur. Yanlışın adı yanlıştır.
Bir yanlışın herkes tarafından yapılıyor olması onu doğru hâle getirmez. Bir çirkinliğin ekranda milyonlarca kez gösterilmesi onu güzelleştirmez. Bir günahın adına “tercih” denilmesi, onun insan ve toplum hayatında yaptığı tahribatı ortadan kaldırmaz.
Alışmak, her zaman doğru olan değildir.
Dün ayıp sayılan bugün sıradanlaşıyorsa, dün utanılan bugün övünç vesilesi yapılıyorsa, dün aileyi ayakta tutan değerler bugün “gericilik” diye küçümseniyorsa, mahremiyet baskı, sadakat yük, sorumluluk özgürlüğe engel, hayâ eski moda sayılıyorsa insan farkına varmadan kendi elleriyle kendi evinin temel taşlarını bir bir söküyor demektir.
Bir toplumun ölçüleri değişiyorsa;
Kadınlık ve erkeklik tasavvuru…
İnsanlık tarihinin onlarca yılda, hatta nesiller boyunca yaşayacağı dönüşümlerin birkaç yıl içine sıkıştırıldığı bir hızla değişiyorsa…
Kadını........
