menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ŞİDDET HAYATIMIZIN BİR PARÇASI OLMASIN

14 0
16.03.2026

ŞİDDET HAYATIMIZIN BİR PARÇASI OLMASIN

“Kısasta hayat vardır” ayetinin düşündürdüklerini kaleme aldığım yazımdan sonra konuyla ilgilenen hanımlardan, kadına ve çocuğa şiddet uygulayanlara da kısas cezası, hatta  suçun türüne göre ölüm cezası verilsin, diyenler oldu. Bu doğrultuda düşünenlerin sayısı az değilmiş, bilhassa kadın cinayeti işleyenlerin idam edilmesini, önleyici tedbir olarak görenler varmış. Ancak hukukçular bunun bir çözüm olmadığını belirtiyor, bu tür cinayetlerde öldürmeyi göze alanların, ölümü de göze aldığını söylüyorlar. Zaten son zamanlarda eşinin canına kıyan erkeklerin kendilerine de kıydığı vakalara daha sık rastlanıyormuş.

Hiçbir suç, cezasız kalmamalı, ama bence cezadan da önemli olan, kişiyi suça iten sebeplerin göz önünde bulundurulması ve bu yönde ıslah edici tedbirlerin alınmasıdır. Şiddetin yaygınlaşmasını tetikleyen hangi dinamiklerdir? Konu birçok yönden araştırılmaya değer, ancak biz konunun kültürel boyutu, eğitim boyutu üzerinde birkaç önemli noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Şiddet haberleri sadece bizde değil, tüm dünyada toplumu endişelendirecek yoğunlukta veriliyor. Gençlerde artan şiddet davranışları, kadına şiddet, çocuklara şiddet, iş yerinde şiddet, trafikte şiddet… derken bir de bakıyoruz ki şiddet hayatımızın bir parçası olmuş.  Dizi filmler, sinemalar, sosyal medya, hatta çocuk programları bile şiddetin reklamının yapıldığı, mecralar haline gelmiş.

Bir zamanlar toplumda hiç rastlanmayan, bilinmedik, duyulmadık suçlar, artık medyada gündelik, sıradan olaylar gibi sunuluyor. Toplumun bünyesine uymayan davranışlar sıradanlaştırılarak halka kabul ettirilmeye çalışılıyor, bir yandan da toplumu bir arada tutan değerlere isyan teşvik ediliyor. Böylece şiddet kültürü toplumda yerleşiyor ve yaygınlaşıyor.

Şiddet niçin bir güç ve üstünlük göstergesi olarak toplumda kabul görüyor? Hak, gerçekten kuvvetten mi doğuyor?  Oysa asıl güç, öfkeyi ve dürtüyü yönetebilmekte değil midir? Toplum bunu ödüllendirmediğinde şiddet işe yarayan yöntem gibi görünmeye başlıyor. Şiddetin kökeninde neler var?

Şiddetin kökeninde şiddeti besleyen bir kültür ve şiddeti üreten duyguların uygun şekilde yönetilememesi var. Toplumun değerler sisteminde kaba kuvvet önemseniyor, sorunların çözümünde şiddete başvurmak, şiddeti görmezden gelmek olağan karşılanıyorsa, evde, okulda her yerde şiddet tek çıkar yol gibi görülüyor; uzlaşma yöntemine öncelik verilmiyorsa şiddetin kültürel zemini hazırlanmış demektir. Bununla beraber saldırganlık, öfke, düşmanlık, kin, intikam nefret, korku gibi duygular körükleniyorsa artık o toplumda huzur ve düzen beklenemez. Güven kaybolur, orman kanunları işler, yani güçlü olan, güç yetirdiğine gücünü kullanır; zayıfı ezer ve istediğini yaptırır.

İnsan, neden toplumun........

© Mir'at Haber