İNSANI HAYAT VEREN ŞEYLERE ÇAĞIRMAK
İNSANI HAYAT VEREN ŞEYLERE ÇAĞIRMAK
İnsanlara hayat veren şeyler neler olabilir? Gündelik hayatın içinde kaybolup gitmek yaşamak değil midir? Her gün biyolojik varlığımızı devam ettirecek faaliyetlerde bulunmak, yiyip içip gülüp eğlenmek, hayatın tadını çıkarmak, yaşamı doyasıya içimize sindirmek anlamına gelmez mi? Bir çırpıda sayıp dökebileceğimiz nefsimizin hoşuna giden birçok şey bize canlılık verir, ama cana can katan öyle şeyler vardır ki bunları yaşadıkça öğreniriz veya keşfederiz.
Küçük bir çocukken küçücük şeyler bizi mutlu ederken, yaşımız ilerledikçe doyumsuzlaşır, mutluluk beklentimizi karşılayacak nesneler ararız. Belki de mutluluğu nesnelerde, dışarıda arayışımızdır bizi doyumsuz kılan. Yunus’un:
Kemdürür yoksullukdan nicelerin varlığı
Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı
dediği gibi, yoksulluktan da beter olan, varlık içindeyken bile gözün ve gönlün daralmasıdır. Peki iç genişliği nasıl çoğalır? Şiirin tamamını okuyunca infak etmekte ve helal kazançta göz ve gönül aydınlığını bulduğunu anlıyoruz:
Batmış dünyâ malına bakmaz ölüm hâline
Ermiş Kărun malına zehî iş düşvarlığı Zehî: Ne güzel. / Düşvar: Zor, güç.
Bu dünyâ kime kaldı kimi berhudâr kıldı. Berhudar: Tuttuğu işten semere gören, mesut.
Süleymân’a olmadı onun berhudârlığı
Süleymân zembil ördü kendi emeğin yerdi
Anın ile buldular bunlar peygamberliği
Gel imdi Miskîn Yûnus nen var yola harc eyle
Gördün elinden gider bu dünyânın varlığı
Ölümü düşünmeden ömrü sadece mal mülk sahibi olmak uğruna harcamanın karşılığı, saadet içinde yaşamak olmuyor, Yunus’a göre. Saltanat sahibi Süleyman Peygamber bile saadeti mal varlığında değil, kendi elinin emeğiyle kazandıklarında buluyor. Kendi helal kazancını yemek, manevî bakımdan onu üst derecelere, peygamberlik makamına getiriyor. Ölüm gelip çatmadan bırakıp gideceğimiz şeyler için ömrümüzü heba etmeyelim, tüm varlığımızla bizi ebediyete hazırlayacak şeylere harcama yapalım demek istiyor.
Kişinin emek vererek kazandığını yemesi, hem ağız tadı hem de gönül ferahlığıdır, bunu sadece el emeği gibi anlamamak gerekir. İnsanın potansiyelini kullanması, çabalarının ürününü alması olarak düşünmek günümüz şartlarına göre daha uygundur. Potansiyelimizi kullanmak ise kapasitemizi........
