menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AK PARTİ’NİN BU KATI LAİKLİK GAYRETİ NEREDEN GELİYOR?

22 0
31.07.2026

Başınızı Göğe Çevirmeden Yeryüzüne Nizam Veremezsiniz AK PARTİ’NİN BU KATI LAİKLİK GAYRETİ NEREDEN GELİYOR?

Yazdığım ve yayınını ertelediğim bu yazımı, sayın Bilal Erdoğan kardeşimin “FETÖ’yü doğuran inanan insanlar üzerindeki baskı olmuştur, o katı laikliğin ta kendisi olmuştur” şeklindeki gündem oluşturan ifadeleri üzerine, bunun zamanı geldiği yargısıyla neşir kararı aldım. Rabbimize karşı mazeretimiz olsun diye sunuyoruz. (Bak. Araf 164)

“Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?” (Zuhruf 5)

Fiilî temelleri Lozan Antlaşması ile atılan, 1928’de İslam’ın Anayasa’dan çıkarılması ile pekişen, 1937’de Anayasa’ya konulmasıyla kökleşen ve yüzyıla yakındır katı uygulamalarıyla milletimizi bin yıllık inanç, eğitim, hukuk ve harfleri dahil kültürel temellerinden koparan o katı laiklik, yerini özgürlüklere bırakacak yerde, yeni Anayasa’da da korunacağına dair mesajlar verilmektedir.

CHP’nin Türkiye uygulamasında katı, yani baskıcı, dışlayıcı ve ötekileştirici olduğu söylemiyle iktidara gelen AK Parti, başarılarını kendisine borçluymuş gibi laikliğin yeni Anayasa’nın ruhu ve dayanağı olacağını her düzeyde ısrarla dile getirmektedir.

http://facebook.com/watch/?v=253803659991457

Bu duyarlılığı anlamak mümkün değildir. Laiklik, yani Allah’ı, kutsalı ve tarihi tanımazlık, Batı taklitçiliğiyle kültürel kölelik, rakı özgürlüğü ve cinsel azgınlık aleyhine fiilî bir kıyam mı var? Bırakınız geneli, Diyanet’te, ilahiyatlarda ve hatta tarikatlarda açığa vurulmuş böylesi örgütlü bir söylem mi var?

Laikliğin Anayasa’da yer almaması dileği, her inanç kesimi için daha özgürlükçü, insan haklarına daha saygılı, vicdan ve din özgürlüğü aleyhine girişimleri daha çok engelleyici medeni bir gelişimin özlemidir. Kaldı ki laikliğin söz olarak Anayasa’da yer almaması, kurumlarımızda ruh olarak yaşatılamayacağı anlamına da gelmez.

DEVLETİMİZİN DİNİ İSLAM’DI

1921 ve 1924 Anayasalarımızda devletimizin dini İslam’dı. En büyük ve şedit, kanlı Batıcı devrimler bu dönemde yapılmadı mı? İslam’ın Anayasa’dan, devletin dini olmaktan çıkarıldığı 1928 sonrasında ve laikliğin konulduğu 1937 yılı akabinde İslam karşıtı, hukuk dışı ve antidemokratik uygulamalar tüm şiddetiyle, bütün hiddetiyle devam etmedi mi?

EĞİP BÜKMEDEN SÖYLÜYORUZ

Doğrudur, eğip bükmeden söylüyoruz:

Biz, İslamî inancımızın gereği olarak Allah’ı, elçisi Hz.........

© Mir'at Haber