menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DOSDOĞRU OLMAK

625 0
05.07.2026

Kur’an-ı Kerim’de “dosdoğru olmak” (istikamet, dürüstlük, doğru yolda dimdik durmak) ile ilgili olarak Hud 112’de , açıkça doğrudan emir olarak şöyle denir: “Seninle beraber tövbe edenlerle birlikte, sana emredildiği gibi dosdoğru ol! Aşırı gitmeyin (haddi aşmayın). Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” Bu ayet, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şahsında tüm müminlere hitap eder. “Dosdoğru ol” emri, dinin temel prensiplerinden istikamet’i vurgular. Peygamberimiz (s.a.v.) bu ayetin kendisini ihtiyarlattığını söylemiştir. Günde en az 40 kez okuduğumuz Fâtiha Suresinde de “Bizi dosdoğru yola (sırat-ı müstakim’e) hidayet et. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil” demiyor muyuz? Sırat-ı müstakim, Eğrilik olmayan, en doğru, dosdoğru yoldur. Fırka-i Naciye bu yolun yolcularına denir.

Siyaset,, piyasa, içtimai hayat insanın zihnini bulandırıyor. Kaç ayette “sırat-ı müstakim”den söz edilir. Sırat köprüsünü geçecek olanlar Allah’ın (cc) ve resulü’nün (sav) gösterdiği yolda, istikamette yürüyenler olacaktır Fussilet 30’da Rabbimiz buyurdu: “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru yaşayanlara melekler iner: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin’” derler. Gelin Tevbe 119’da söylendiği gibi olalım: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve dosdoğru (dürüst/sâdık) olanlarla beraber olun.”

Sanırım önce bir tevbe istiğfar etmemiz gerek. Günahlarımızı hatırlayıp, sadece dilden değil, gönülden tevbe istiğfarda bulunmamız gerek. Biz itiraz edelim ki, cahillerden ve zalimlerden olduk. Kafirleri dost ve veli ediniyoruz, onların peşinden, onların gittikleri yöne ve yere doğru gidiyoruz. Onlar ile birlik oluyoruz.

Özellikle bu günler, bu anlamda çok önemli? Eğer bu gün, bu olaylara rağmen hala uyanmıyorlarsa, korkarım bundan sonra hiç uyanmazlar. Bakıyorum da bir çok kişinin gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyor. Onlara söyleseniz de bir söylemeseniz de. Algıları kapalı. Korkarım kalpleri kararmış ve mühürlenmiş.

Müslümanlar bilirler ve yalan söylemezler, onlar batıl bir konuda söz vermezler ve söz verdiklerinde de sözlerinde dururlar. Onlar “El Emin”dirler, onların elinden, dilinden, belinden insanlar emindirler. Adildirler, Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşıdırlar. Bir kavme olan düşmanlıkları bile, onları onlar hakkında adaletsizliğe sevketmez. Havaic-i asliye konusunda zaruret içinde olan herkese karşılıksız olarak yardım ederler.

Müslüman böyle olması gerek de, peki bizim halimiz, durumumuz nicedir. Bunları “kabul ettik” diyoruz da, sonra böyle mi yapıyoruz.. Din gününde de Allah’a (cc) söz vermiştik, “Galu bela zamanı”nda, “elestü bezm”’nde. İnsanoğlu Rabbine verdiği sözde durmuyorsa, başkalarına söz verdiklerinde so söze mi sadık kalacaklar.

Hani biz kardeştik, peki bu Şii-Sünni, Selefi kaygası ne? Hani “Allah’ın ipi”ne tutunacaktık. Aynı Allaha, resulüne, kitabına iman edenler, tek bir millet, tek bir ümmet, tek bir cemaattik. Ne oldu bize, Camilerimiz bile ayrıldı, Camilerimiz bile Müslümanları cem etmiyor artık. Kimse de başkalarını Camiye, Allaha, resulüne değil, kendi tarikatına, partisine, dergahına, Şeyhine çağırıyor. Öteki caminin imamı ile bile taraftarlarının hacca gitmesini istemiyorlar. Zekatlarını,........

© Mir'at Haber