menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

VAHİY VE AKIL

15 0
16.06.2026

“Objektif” olarak tanımlanan bir filozofun şu sorunun sorulması halinde ne cevap verileceği sorulursa: “Neden vahiy gereklidir? İnsan aklı neden tek başına yeterli değildir?”

İnsan aklı sınırlıdır. Tarih boyunca insan aklı, tek başına insanlığı kurtuluşa götüren, bütün insanları mutlu eden ve hayatın bütün alanlarını kapsayan tam bir sistem kuramamıştır. Akıl, önemli ve vazgeçilmez bir araçtır; ancak nihai rehberlik konusunda eksik kalmaktadır. Çünkü akıl, zamanın şartlarına, kültürlere, menfaatlere ve bireysel sınırlılıklara bağlıdır.

Nitekim modern dönemde de pek çok düşünce hareketi ortaya çıkmıştır. İnsan hakları, özgürlükler, hukuk düzeni ve bireyin haklarının korunması gibi kavramlar bu arayışın ürünüdür. Bunlar kazanım gibi görülse de, insanın varoluşunu bütünüyle anlamlandıran nihai bir çerçeve sunamamıştır. Son Gazze olayları, bu kavramların tamamen sınırlı bir zeminde geçerli olduğu ve dış dünyada tamamen içinin kof olduğunu ve bittiğini ilan etmeye zemin oluşturmuştur.

Tarih boyunca ortaya çıkan bütün felsefi sistemlere bakıldığında dikkat çekici bir gerçek görülmektedir: İnsan aklı büyük bir potansiyele sahip olmakla birlikte, tek başına mutlak hakikate ulaşma konusunda sınırlıdır. İnsan düşüncesi çok farklı sistemler üretmiş, derin analizler yapmış ve hayatı anlamlandırmaya çalışmıştır. Ancak bu çabaların hiçbiri, insanlığın üzerinde ittifak ettiği kesin ve kuşatıcı bir hakikat çerçevesi ortaya koyamamıştır.

Nitekim tarihsel süreç incelendiğinde, felsefi sistemlerin Tanrı hakkında kesin ve ortak bir bilgi ortaya koyamadıkları görülür. Her düşünür ve her ekol, Tanrı tasavvurunu farklı şekillerde yorumlamış; bu da insanlığın ortak bir bilgi zemininde buluşmasını zorlaştırmıştır. Aynı şekilde ölüm sonrası hayat konusunda da net, bağlayıcı ve bütün insanlığı tatmin eden bir açıklama ortaya konulamamıştır. Ölümün ötesine dair sorular, çoğu zaman varsayımlar ve yorumlar düzeyinde kalmış, kesinlik ifade eden bir bilgiye dönüşememiştir.

Bunun yanında varlık türleri arasındaki ilişkinin mahiyeti de tam anlamıyla çözülememiştir. İnsan, tabiat, canlılar ve evren arasındaki bağın nihai anlamı konusunda farklı görüşler ortaya atılmış; fakat bu görüşler arasında tam bir bütünlük ve kesinlik sağlanamamıştır. Bu durum, insan aklının değersiz olduğunu değil; aksine sınırlı olduğunu gösterir. Çünkü insan, öğrenen ve arayan bir varlıktır; fakat aynı zamanda zaaf ve eksiklik taşıyan bir varlıktır.

İşte bu nedenle insan, her zaman........

© Mir'at Haber