menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump güçten anlıyor

28 0
11.04.2026

Bismillahirrahmanirrahîm!

KUMAR masasından gelen ABD Başkanı sömürgeci Trump’ın yönetim anlayışı tehdit, baskı, gözdağı üzerine kuruludur. 2. döneminde, göreve başladıktan sonra ilk yurt dışı gezisini Körfez ülkelerinden petrol zengini Suudi Arabistan, BAE ve Katar’a yaptı. 13-16 Mayıs 2025’te yapılan ziyaretinde yatırım, silâh ve savunma anlaşması olarak 3 trilyon doları aşan ticaret hacmiyle döndü. Görüşmelerde, Trump’a endişeyle bakışlar, bu ülke yöneticilerinin yüzlerine yansımıştı.

3 Ocak 2026 günü, ülkesinin petrollerine çökmek için Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini yataklarından alarak gece vakti tehdit, baskı, korsanlık, eşkıyalık yöntemiyle ABD’ye kaçırdı. Dünyada böyle barbarlık görülmemişti. Trump, bazı başka ülkelere de keyfî tehditler savurdu. BM ne güne duruyordu! Dünya barışını sağlamayı, ülkelerin birbiriyle iletişim kurma görevini yapmayı deklare eden BM niçin bu olay üzerine girişimde bulunmadı?

Trump’ın İslâm dünyası ve İran üzerindeki emelleri eski yıllara dayanıyordu. İsrail’in de tahrikiyle yeni döneminde İran’ı tehditle işe başladı. İsrail’le birlikte Haziran 2025’te İran’a saldırı başlattılar. İran’ın sert ve kararlı tavrı sebebiyle ateşkes istediler. İran da kabul edince savaş durdu.

İsrail’in de etkisiyle ABD Başkanı’nın tehditleri durmak bilmedi. İran’ın petrollerine göz koymuştu bir kere! Bu amaçla tehditler savurdu. Tutarsız ve yalan konuşmalar yaptı. 28 Şubat 2026 günü ABD-İsrail, “birlikte” yok edici saldırılar düzenlediler. Ali Hamaney ve üst düzey yöneticiler şehit oldu.

İRAN’IN ABD-İsrail’e karşı cevabı çok sert oldu. Misilleme olarak ABD’nin bölgedeki askerî üslerine, büyükelçiliklerine füze yağdırdı. Tel Aviv’i delik deşik etti. İsrail’e füzeler gönderdi. Hürmüz Körfezi’ni ABD ve İsrail’e kapattı. Bölgedeki petrol sevkiyatının tek geçiş yolu olan Hürmüz Körfezi’nin kapatılması ABD’yi sarstı. Destek için dünyadan yardım istemeye başladı. Beklediği yardım gelmeyince, Trump tehdit, yalan ve tutarsızlıklarını artırdı.

Trump, 7 Nisan’da, “Bu gece İran’ın son gecesi olacak” tehdidinde bulundu. İran, Trump’ın tehditlerine pabuç bırakmadı. İran Silâhlı Kuvvetleri’nin merkezi Hatem-ül Enbiya Karargâhı’ndan, Vaat 4 Operasyonu’nun 99. Dalgası kapsamında şu açıklama yapıldı: “Öyle bir saldıracağız ki, zalimler bölgeden ayrılmak zorunda kalacaklar.” Kararlılık ABD’yi korkuttu. Ateşkes istediler.

Küstah Trump’a en büyük tepki Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan geldi. Sayın Arıkan, gece yarısı sosyal mecralardan yaptığı açıklamada, Trump, Netanyahu ve tüm zalimlere şöyle sesleniyordu:

“Bu gece Trump’ın sonu olacak!”

Medeniyetler; bombalarla yıkılmaz; tehditlerle silinmez; inançla, hafızayla, direnişle yaşar.

Kendini tanrı yerine koyanlar; “Yok ederim” diyenler HEP AYNI SONA YÜRÜMÜŞTÜR.

Firavunlar böyle konuştu; hepsi gitti! Nemrutlar böyle konuştu; hepsi yıkıldı. İmparatorluklar böyle kibirlendi; hepsi tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.

Çünkü zulüm büyüdükçe çöküş yaklaşır. Kibir yükseldikçe son hızlanır.

Medeniyetler kalır… Halklar kalır… Hakikat kalır… Ama zalimler her zaman gider.”

ABD/İsrail-İran Savaşı gösterdi ki, kararlılık göstererek tarihin doğru yerinde duranlar kazanıyor. “Sömürgeciler ne der?” diyen gözü dışarıda liderler, kendi ülkesine yeterli faydayı sağlayamıyor. Trump’ın enerji santrallerini tehdit ettiği bir süreçte; İran halkı enerji santrallerinin etrafında etten duvar şeklinde insan zinciri oluşturma kararlılığı gösterdi. Bu kararlılık ABD’nin gözünü korkuttu.

İsrail çetesinin başı Netanyahu, “Parmağımız tetikte”, (8 Nisan 2026) diyerek savaşı yeniden başlattı. Siyonist İsrail’in Ulusal Güvenlik Bakanı, Mescid-i Aksa’ya girmişti. 39 gün Mescid-i Aksa’da ibadete izin verilmedi. Sonunda Lübnan’a füzelerle saldırdı. Şer ittifakının içinde yer alan İsrail’in bu girişimlerine karşı İran sert tavır aldı. Hürmüz Boğazı’nı ABD ve İsrail’e de açtığını ilân etmişti. “Hem ateşkes hem savaş olmaz” diyerek Hürmüz Boğazı’nı ABD-İsrail’e yeniden kapattı.

Daima, tutarsızlığıyla tanınan Trump, iki haftalık ateşkes isteğinde de güvenilir “siyasi aktör” olmadığını gösterdi. İran ise kararlı tutumunu sürdürdü: “Saldırıları durdurun; pişman ederiz.” (9.4.2026)

Süreç, ABD ve İsrail’in “yenilmez” olmadığını gösterdi. İslâm dünyasının güveni arttı. Birlikte hareket etmenin önemi daha belirgin hale geldi. Müslümanların, kurşundan yapılmış duvar misali birbiriyle kenetlenmelerinin önemi anlaşıldı. Zafer, bu birlikteliğe hayrandır. Ömer Muhtar’ın İtalyan uçaklarıyla ilgili sözlerine kulak verelim:

“Uçakları var, ama onların uçakları arşın altında uçuyor. Arşın üstündekiler bizimle; altındakiler bizi korkutmaz.


© Milli Gazete