Taban yürüyor, genel başkan çağırıyor; şimdi sıra imkân sahiplerinde
Saadet Partisi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği Türkiye Divanı programına katılmak niyetiyle yola çıktık. Gönlümüz o salonda olmak, o heyecana bizzat şahitlik etmek istiyordu. Ancak katılma fırsatı olmadı. Açıkçası içimde bir ukde olarak kaldı. Çünkü o gün Ankara’da sadece bir program yapılmıyordu; bir istikamet ortaya konuyordu.
Programı TV5 ekranlarından canlı olarak takip ettim. Salonun coşkusu, teşkilatların heyecanı ve Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın ortaya koyduğu kararlı duruş ekranın ötesinden bile hissediliyordu. O an bir kez daha gördük ki bu millet hâlâ temiz siyaseti arıyor, hâlâ ahlâklı kadroları bekliyor ve hâlâ samimi bir yürüyüşe sahip çıkmaya hazır.
Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın yaptığı çağrı yalnızca bir erken seçim çağrısı değildi. Aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıydı. Bir toparlanma çağrısıydı. Bir yeniden ayağa kalkma çağrısıydı.
Bugün bir lider yürüyorsa, teşkilatlar çalışıyorsa, gençler koşturuyorsa, hanımlar fedakârlık yapıyorsa ve taban bu davaya sahip çıktığını açıkça ortaya koyuyorsa artık sorulması gereken soru şudur:
İmkân sahipleri nerede?
Çünkü bir dava yalnızca inananlarla değil, omuz verenlerle büyür.
Milli Görüş yalnızca bir siyasi hareket değildir. Aynı zamanda bir mekteptir. Nice insan bu mektepte yetişti. Nice insan bu kurumların içinde tecrübe kazandı. Nice insan bu camianın güveniyle büyüdü. Nice insan bu hareketin bereketiyle imkân sahibi oldu.
Bugün iş dünyasında güçlü yerlerde bulunan pek çok insanın geçmişinde bu kurumların emeği vardır. Bu yüzden bu çağrı sadece bugünün imkân sahiplerine değil; geçmişinde Milli Görüş kurumlarının izini taşıyan herkese yapılmış bir çağrıdır.
Çünkü emek unutulmaz.
Çünkü vefa sadece bir duygu değildir.
Vefa bir sorumluluktur.
Bugün açık bir gerçeği de hatırlatmak gerekir:
Milli Görüş tezgâhından geçmiş, bu hareketin sofralarında yetişmiş, bu camianın duasıyla büyümüş ve bugün iş dünyasında güçlü imkânlara sahip hâle gelmiş binlerce insan vardır.
BU İMKÂN SAHİPLERİNDEN YALNIZCA BİRKAÇI BİLE İSTESE, MİLLİ GAZETE’Yİ DE TV5’İ DE HİÇBİR MEDYA KURULUŞUNDAN AŞAĞIDA KALMAYACAK SEVİYEYE TAŞIYACAK GÜÇ ORTAYA ÇIKAR.
Bu bir temenni değildir.
Bu yüzden bugün özellikle imkân sahibi kardeşlerimize düşen sorumluluk büyüktür.
Çünkü bu kurumlar sadece birer medya organı değildir.
Bunlar bir davanın hafızasıdır.
Bir milletin vicdanıdır.
Bir istikametin sesidir.
Şunu da açıkça ifade etmek gerekir:
İmkân sahibi olup da bu kurumlara destek vermemenin hiçbir makul bahanesi yoktur.
Bugün imkânı olduğu hâlde destek vermeyenler bilmelidir ki; bunun vebali sadece bu dünyaya ait değildir.
Ama yapılan destek de, yapılmayan destek de kalıcıdır.
Çünkü bazı imtihanlar para kazanmakla değil, kazandığını nerede kullandığınla ölçülür.
MİLLİ GAZETE SADECE BİR GAZETE DEĞİLDİR. ZOR ZAMANLARDA YALNIZ BIRAKILMIŞ DOĞRUNUN SESİDİR. TV5 SADECE BİR TELEVİZYON KANALI DEĞİLDİR. GÖRÜLMEK İSTENMEYENİ GÖSTEREN, SÖYLENMEK İSTENMEYENİ SÖYLEYEN HAKİKATİN EKRANIDIR.
Bu kurumlar yalnızca iyi niyetle ayakta kalmaz. Yayıncılık imkân ister. Kadro ister. Teknik altyapı ister. Reklam ister. Destek ister.
Bugün Milli Gazete’ye verilen bir reklam yalnızca bir ilan değildir; hakikatin sesine verilmiş bir destektir.
Bugün TV5’e verilen bir katkı yalnızca bir sponsorluk değildir; doğrunun görünür kalmasına verilmiş bir omuzdur.
BUGÜN SAADET PARTİSİ’NE VERİLEN DESTEK YALNIZCA BİR PARTİYE VERİLMİŞ OLMAZ; AHLÂKLI SİYASETİN YENİDEN GÜÇLENMESİNE VERİLMİŞ OLUR.
Saadet Partisi bugün yalnızca bir siyasi yapı değildir.
Saadet Partisi, temiz siyasetin yeniden ayağa kalkma iradesidir.
Saadet Partisi, milletin umutsuzluğa teslim olmadığını gösteren bir yürüyüştür.
SAADET PARTİSİ’NE VERİLECEK HER DESTEK; BİR TABELAYA DEĞİL, BİR İSTİKAMETE VERİLMİŞ OLUR.
Genel Başkan Mahmut Arıkan bugün meydan meydan dolaşarak bu milletin derdini anlatıyor. Siyaseti yeniden ahlâkla buluşturma çağrısı yapıyor. Umutsuzluğun kader olmadığını söylüyor. Çaresizliğin normal olmadığını hatırlatıyor.
Ama bir lider tek başına yürüyemez.
Bir hareket sadece teşkilatla büyümez.
Bir dava ancak imkân sahiplerinin desteğiyle güçlenir.
Teşkilatlar çalışıyor.
Genel başkan çağırıyor.
Şimdi sıra imkân sahiplerinde.
BUGÜN ÖZELLİKLE GEÇMİŞİNDE MİLLİ GÖRÜŞ KURUMLARININ EMEĞİ BULUNAN, BU HAREKETİN İÇİNDE YETİŞMİŞ, BU CAMİANIN GÜVENİYLE BÜYÜMÜŞ VE BUGÜN İMKÂN SAHİBİ OLMUŞ KARDEŞLERİMİZE DÜŞEN GÖREV BÜYÜKTÜR.
Çünkü verilen destek yalnızca bir kuruma verilmiş olmaz.
Verilen destek bir fikre verilmiş olur.
Bir istikamete verilmiş olur.
Bir geleceğe verilmiş olur.
Bir dava alkışla değil, sahip çıkmakla büyür.
Hakikatin sesi susarsa, gürültünün sesi büyür.
Bu yüzden bugün susmama günüdür.
Bugün sahip çıkma günüdür.
