Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan: Terörün bitmesine “evet” dedi
Saadet Partisi Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’ın çerçeve yasaya ilişkin ortaya koyduğu tavırdan sonra, Millî Görüş camiası içerisinden yükselen eleştirileri dikkatle takip ediyorum.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim:
Eleştiren kardeşlerimizin hassasiyetlerini küçümsemiyorum. Tam tersine, bu hassasiyetlerin Millî Görüş’e duyulan bağlılıktan kaynaklandığını düşünüyorum.
Çünkü bu hareketin mensupları Kıbrıs Barış Harekâtı’nı, ağır sanayi hamlesini, D-8’i, havuz sistemini, denk bütçeyi, 28 Şubat’ı ve merhum Erbakan Hocamızın verdiği mücadeleyi bilen insanlardır.
Elbette sorgulayacağız.
Yanlış gördüğümüz yerde itiraz edeceğiz.
Yöneticilerimizin aldığı kararların gerekçelerini soracağız.
Çünkü Millî Görüş biat hareketi değildir.
Ancak eleştirmek başka, meseleyi bütün yönleriyle anlamadan kendi genel başkanımız hakkında ağır hükümler vermek başka şeydir.
Bu nedenle Saadet Partili ve Millî Görüşçü kardeşlerimden bir ricam var:
Sayın Mahmut Arıkan’ın TBMM’de yaptığı konuşmayı başından sonuna kadar dikkatle okuyalım ve dinleyelim.
Sosyal medyada dolaşan birkaç cümle, kısa bir video veya başkasının yorumu üzerinden karar vermeyelim.
Özellikle sadece “evet” veya “destek” kelimesine takılmak yerine, Genel Başkan’ın bu tavrı neden ortaya koyduğunu ve konuşmasının bütününde ne söylediğini değerlendirelim.
Sonra yine eleştirebiliriz.
Hatta yanlış gördüğümüz yerde en güçlü eleştiriyi yine biz yapabiliriz.
Fakat önce bilgi, sonra muhakeme, ardından karar…
Millî Görüşçüye yakışan budur.
“Ben artık yokum” demek çözüm müdür?
Son günlerde beni asıl düşündüren meselelerden biri de bir siyasi karara kızarak “Ben artık yokum” diyen kardeşlerimizin tavrıdır.
Bir davanın mensubu olmak yalnızca her şey istediğimiz gibi giderken yanında bulunmak değildir.
Asıl sınav çay sohbetlerinde değil, ağır yükün altında verilir.
Bir açıklamaya veya bir oylamaya kızıp yılların mücadelesini bir anda geride bırakmak kolaydır.
Zor olan; öfkeye kapıldığımız anda bile durabilmek, düşünmek, istişare etmek ve dava ile şahısları birbirinden ayırabilmektir.
Çünkü davalar şahıslarla kaim değildir.
Bugün Mahmut Arıkan vardır, yarın başka bir genel başkan olacaktır.
Fakat inandığımız esaslar değişmez.
Dolayısıyla bir genel başkanın kararına itiraz etmekle, yıllardır emek verdiğimiz davaya sırtımızı dönmek aynı şey değildir.
Gerekirse “Bu konuda Genel Başkan’a katılmıyorum” dersiniz.
Ama neden hemen “Ben artık yokum”?
Yük ağırlaştığında mevziyi terk etmek, yükü ortadan kaldırmaz. Sadece geride kalanların omuzlarındaki yükü artırır.
1974’ü de unutmayalım
Bugün yaşadığımız tartışmalar Millî Görüş tarihinde ilk değildir.
1974’te MSP ile CHP koalisyon kurduğunda da camiamız içerisinde ciddi tartışmalar yaşandı.
Af meselesi üzerinden “Komünistleri affettiniz” denilerek çok ağır eleştiriler yapıldı.
Bugünden geçmişe bakınca siyasi şartları ve ortaya çıkan sonuçları daha sakin değerlendirebiliyoruz.
Ancak kararların verildiği........
